4
SURE

Nisa Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey insanlar, sizi tek bir nefsten (benlikten) yaratan (bütün beyinlerde tek bir "BEN" kavramı vardır. Bu "BEN" daha sonra beynin açılımlarına göre çeşitlenen özelliklerle farklı "benlik"ler halini alır. Ki bu oluşmuş "benlik"tir. Ana "ben" ise tektir orijin "ben"dir. A. H. ) ve ondan da kendi eşini (bedensel benlik) halk eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın üretip (Dünya'ya) yayan Rabbinizden korunun! Korunun O Allah'tan ki, siz O'nun hürmetine (kişinin hakikatinin Esma olması sebebiyle hakikatte Allah'tan) ve de Rahıymlerin hatırına (Esma mertebesinin oluşturduğu insani hakikat dolayısıyla) birbirinizden istersiniz. Çünkü Allah, Esma'sıyla sizi her an kontrolünde tutandır (Rakıyb'dır).
2
Yetimlere mallarını verin; (hakikatinizin) temizliğini (nefsaniyetin) pisliğine değiştirmeyin. Onların mallarını, mallarınıza karıştırarak yemeyin. Muhakkak ki o çok büyük suçtur.
3
Eğer yetimler (kadınlar) konusunda haklarını vermede korkunuz yoksa, o zaman sizin için temiz olan (şirk ehli olmayan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer (aralarında) adaletle davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir tane ile veya ellerinizin maliki ile (yetinin). (Nikahsız {evlilik anlaşmasız} birlikte yaşamayın. ) Zulmetmemeniz için bu en ehven olanıdır.
4
Kadınlara mehrlerini (evlilik bağışı - hediyesi) severek bağışlayın. Şayet gönül hoşluğuyla bağışladığınızdan bir kısmını geri verirlerse, onu da içinize sinerek yeyin.
5
Allah'ın size yönetme hakkı verdiği mallarınızı sefihlere (anlayışı sınırlı, fazla düşünmeden yaşayanlara) vermeyin, teslim etmeyin. Ancak o mallardan onları besleyin, giydirin ve onlara yararlı öğütler verin.
6
Yetimleri nikahlanabilecekleri yaşa gelene kadar gözetip deneyin. Şayet onların olgunlaştığını gözlerseniz, mallarını kendilerine teslim edin. Onlar büyüyünce mallarına sahip olacaklar diye, acele edip mallarını israf etmeyin. Zengin olan iffetli davransın (yetim malını yemekten uzak dursun). Yoksul olan ise, ondan örfte olan kadarıyla (haddi aşmadan) yararlansın. Mallarını kendilerine iade ederken de şahit bulundurun (yaptıklarınızın değerlendirilmesi için). Hakikatiniz olan Allah Esma'sından Hasiyb isminin özelliği size yeterlidir.
7
Ana-babanın veya akrabaların (ölümüyle) arkada bıraktıklarından, erkekler için bir pay vardır. Ana-baba ve akrabaların geride bıraktıklarından, kadınlar için de bir pay vardır, az veya çok, ki bu Allah hükmü olan paydır.
8
Mirasın paylaştırılması sırasında (miras hakkı bulunmayan) akrabalar, yetimler ve yoksullar da orada bulunuyorlarsa, onlara da az bir şey verip gönüllerini hoş edin.
9
Arkalarında, kendilerini koruyamayacak çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar için nasıl endişelenecek olurlarsa, öylece endişe duysunlar Allah'tan. Allah'tan korksunlar ve mertçe doğruyu konuşsunlar.
10
Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler var ya, onlar karınlarını ateşle doldurmuş olurlar! Alevli ateşe sokulacaklardır.
11
Allah, evlatlarınız hakkında size (şöyle) vasiyet ediyor: Erkeğin payı, iki kadının payı kadardır. . . Eğer (çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, (o takdirde) onlar için (miras bırakan) ne terk etti ise, onun üçte ikisidir; eğer (mirasçı) bir tek (kadın) ise, mirasın yarısı onundur. . . Eğer miras bırakanın (ana-babası yanı sıra) çocuğu varsa, ana-babanın her birine mirasın altıda biri verilir; şayet hiç çocuğu yok, sadece ana-babası kendisine varis olmuşsa, (bu takdirde) anasına mirasın üçte biri düşer (babasına da kalan üçte ikisi). . . Eğer (miras bırakanın) kardeşleri varsa, anasının (miras payı), yaptığı vasiyetten ve borcundan sonra (kalanın) altıda biridir. . . Babalarınız ve oğullarınız (var). . . Mirasınıza hangileri daha layıktır, siz bilemezsiniz. (İşte bu yüzden bunlar) Allah'tan bir fariza. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
12
(Erkekler); eğer çocukları yoksa karılarınızdan kalanın (miraslarının) yarısı sizindir; şayet çocukları varsa, içlerinden gelen şekilde yaptıkları vasiyetten ve borçlarından sonra (kalanın) dörtte biri sizindir. . . (Erkekler); eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri eşlerinizindir; şayet çocuğunuz varsa, içinizden doğan vasiyetten (hadise göre 1/3'ü aşmamalıdır vasiyet; Buhari, Müslim) ve borcunuzdan sonra (kalanın) sekizde biri onlarındır. . . Eğer (kendisine) varis olunulan erkek veya kadın KELALE (ana-baba ve evlat mirasçısı yok) ise ve onun bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, bu iki kardeşten her birine altıda birdir. . . (Kardeşler) bundan çok ise, (bu takdirde) onlar, içlerinden gelene göre yapılmış bulunan vasiyetten ve borçtan sonra (kalanın) üçte birinde ortaktırlar. . . (Bu taksim) zarar verici de olmamalıdır. . . Allah'tan bir vasiyettir (bu). . . Allah Aliym'dir, Haliym'dir.
13
Bunlar, Allah'ın hükmü olan sınırlardır. Kim Allah'a ve Rasulüne tabi olursa, onu altında ırmaklar akan cennetine sonsuza dek yaşamak üzere sokar. İşte bu aziym kurtuluştur.
14
Kim de Allah ve Rasulüne isyan eder, haddi aşarsa, onu da sonsuza dek kalmak üzere ateşe sokar. Onun için alçaltıcı azap vardır.
15
Fuhuş yapan kadınları suçlamak için dört şahit getirin. Şayet (dört kişi) şahitlik ederlerse, ölene kadar ya da Allah onlara başka bir kapı açana (tövbe edene) kadar evlerinde hapsedin.
16
Onu sizden iki erkek yaparsa, onlara eziyet verin. Şayet tövbe edip düzelirlerse, artık onları kendi hallerine bırakın. Çünkü Allah Tevvab'dır, Rahıym'dir.
17
Allah'ın kabul edeceği, cehalet nedeniyle yapılan kötülüğün fark edilmesi akabinde yapılan tövbedir. İşte Allah, bunların tövbesini kabul eder. Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
18
Yoksa hayatı kötülük yapmakla geçip de, ölüm anı gelince "İşte şimdi tövbe ettim" diyenin tövbesi yoktur! Hakikati inkar ederek yaşayıp, son nefeste tövbe edenlere de yoktur! İşte onlar için feci azap hazırlamışızdır.
19
Ey iman edenler; kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal olmaz. . . Kendilerine vermiş olduklarınızın (mehr) bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. . . Açık (şahitlerle ispatlanmış) bir fuhuş yapmaları durumu müstesna. . . Onlarla hakka uygun şekilde geçinin. . . Kendilerinde hoşlanmadığınız bir şey olsa bile, Allah onda pek çok hayır takdir etmiş olabilir.
20
Eğer bir eşinizden ayrılıp yerine bir başkasını almak istiyorsanız, ona yüklerle (mehr) vermiş olsanız dahi (ayrıldığınızda) geri almayın. Ona bir suç yükleyerek veya iftira atarak bu yola başvurmak olmaz!
21
Birbirinizle birleşip bütünleştikten sonra nasıl geri alırsınız ki; ayrıca (nikahlanırken) sizin sözünüz vardı.
22
Babalarınızın nikahlayıp ayrıldığı kadınlarla evlenmeyin. Geçen geçti (onlar müstesna). Şüphe yok ki bu çok çirkin ve yanlış bir uygulamadır. Ve dahi ne kötü bir adettir!
23
Size (şunlarla evlenmek) haram edildi: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin anneleri ve kendileri ile gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızdan (doğmuş) evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. . . Eğer üvey kızlarınızın anneleri ile birleşmemişseniz (onlarla evlenmenizde) sizin üzerinize bir sakınca yoktur. . . Ayrıca sizin sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ile iki kız kardeşi birlikte almanız (da size haram edilmiştir). . . Ancak geçmişte kalan müstesna. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
24
Malik olduğunuz (cariyeler) müstesna, evli kadınlar haram kılınmıştır. (Bunlar) üzerinize Allah'ın yazısıdır (farzıdır). . . Bütün bunların dışında kalanları, "sifah"tan (zinadan) kaçınarak namuslu yaşamanız için, mallarınızdan sarf ederek (nikahlamanız) size helal kılındı. Nikahlanarak beraber olduğunuz kadınlara mehrlerini tamamıyla verin. Bundan başkaca karşılıklı anlaşarak daha fazlasını vermenizde de sakınca yoktur. Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
25
Sizden, iman eden hür kadınlarla evlenme imkanına sahip olmayanlar, malik olduğunuz iman eden genç kızlarınızdan (nikahlasın). . . Allah sizin imanınızı (hakikatinizde olarak) bilir. . . Birbirinizdensiniz. . . Onları, sahiplerinin izniyle nikahlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak durarak, iffetli kadınlar olmaları halinde, örf üzere (mehrlerini) verin. . . Evliliğe geçtikten sonra eğer fuhuş yaparlarsa, (o takdirde) hür kadınlara tatbik edilen azabın yarısı onlara verilir. . . Bu (cariyeler ile evlenme yolu), sizden suç işlemekten korkan kimse içindir. . . Şartlara dayanmanız, sizin için daha hayırlıdır. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
26
Allah bilmediklerinizi açıklamak, sizden öncekilerin doğru yaşam tarzlarına yöneltmek ve suçlarınızı bağışlamak ister. Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
27
Allah, (yanlışlarınıza olan) tövbelerinizi kabul etmek ister. Şehvaniyete (bedensel dürtülere) tabi olanlar ise, sizin büyük bir sapma ile (hakikatten) uzaklaşmanızı isterler.
28
Allah, üzerinizdeki yükü hafifletmeyi murat eder. İnsan zayıf yaratılmıştır.
29
Ey iman edenler, mallarınızı aranızda karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla bile olsa batıl olarak (meşru olmayan gerekçelerle) yemeyin. Nefslerinizi (yanlış işler yaparak) katletmeyin. Muhakkak Allah varlığınızı meydana getiren Esma'sıyla Rahıym'dir.
30
Kim haddini aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu ateşe yaslayacağız. Bu Allah için çok kolaydır.
31
Kebairden (büyük suçlardan - şirk, insan öldürmek vs. ) kaçınırsanız, küçük suçlarınızı örter, kerim bir mekana yerleştiririz.
32
Allah'ın bazılarınızı, fazlından verdikleriyle diğerlerinden üstün kılmasına haset etmeyin. Erkeklere de kazandıklarının karşılığı bir nimet vardır. Kadınlara da kazandıklarının karşılığı bir nimet vardır. Allah'tan fazlını niyaz edin. Kesinlikle Allah her şeyin (Esma'sıyla hakikati olarak) Aliym'idir.
33
Ana-baba ve akrabanın geride bıraktıklarına mirasçılar tayin ettik. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allah her şeye şahittir.
34
Erkekler, kadınlar üzerine kavvamdırlar (koruyup gözeten). Allah'ın fazlıyla açığa çıkardığı bazı özellikler sebebiyle bazısı diğerinden üstündür, mallarından karşılıksız bağışlarlar. Saliha kadınlar eşlerine saygılı ve söz dinlerler. Allah'ın kendilerini korumasıyla gayblarını korurlar (yalnızken başka erkeklerle olmazlar). Serkeşlik yapmasından korktuğunuz (evlilik sorumluluğunu yerine getiremeyecek olmasından çekindiğiniz) eşlerinize öğüt verin (yanlışlarını fark ettirin); (anlamamakta ısrar ederlerse) yataklarında yalnız bırakın ve bu da yeterli olmazsa onları (rencide edecek kadarıyla) dövün. Size uyarlarsa artık üstlerine gitmeyin, incitmeyin. Muhakkak Allah Aliy'dir, Kebiyr'dir.
35
Eğer onların aralarının açılmasından korkarsanız bir hakem erkek ailesinden, bir hakem de kadın tarafından oluşturun. Arayı düzeltmek isterlerse Allah da bunu başartır. Muhakkak Allah Aliym'dir, Habiyr'dir.
36
Allah'a kulluk edin ve hakikatiniz olana hiçbir şeyi şirk koşmayın (hiçbir varlığa tanrılık payesi vermeyin)! Ana-babanıza, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara, yakın komşulara ve uzak komşulara, yol arkadaşınıza, yolda kalmışlara ve eliniz altındakilere ihsanda bulunun. Muhakkak Allah kibirlenip övünenleri sevmez.
37
Onlar hem cimridirler hem de insanların cimrilik yapmalarını emrederler ve Allah'ın fazlından onlara verdiklerini gizlerler. Hakikati inkar edenler için aşağılatıcı azap hazırladık.
38
Hakikatlerini de Esma'sıyla vareden Allah'a ve gelecekte yaşayacakları sürece iman etmedikleri halde, mallarını, insanlara gösteriş amaçlı harcarlar. Şeytan kimin yakını olursa, o ne kötü arkadaş sahibidir.
39
Hakikatlerini de Esma'sıyla vareden Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edip, Allah'ın onları rızıklandırdığından, başkalarına da bağışlasalardı ne zarar ederlerdi ki? Allah hakikatlarinde olarak Aliym'dir.
40
Şüphesiz Allah kimseye zerre ağırlığınca bile zulmetmez! Bir iyilik yapılmışsa onu kat kat arttırır ve ledünnünden aziym bir mükafat verir.
41
Her topluluktan, içlerinden bir şahit getirip, seni de onlara şahit tuttuğumuz zaman, nicedir halleri?
42
O süreçte hakikati inkar edenler ve Rasule asi olanlar, yerin kendilerini yutarak yok etmesini isterler. Allah'tan hiçbir şeyi gizleyemeyeceklerdir.
43
Ey iman edenler, kendinizi bilmez bir haldeyken (sarhoşken), ne dediğinizin bilincinde olacağınız zamana kadar ve bir de yolculukta olmanız hariç, cünüp iken, boy abdesti alıncaya kadar, salata (namaza) yaklaşmayın. Eğer hasta olmuşsanız veya bir yolculuktaysanız veya sizden biri def'i hacetten gelirse yahut cinsel ilişkide bulunmuşsanız, (boy abdesti alacak) su da bulamamışsanız, (o vakit) temiz toprağa teyemmüm edin. . . (Şöyle ki) yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. . . Muhakkak ki Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.
44
Kendilerine hakikat ilminden bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan (inancınızdan) sapmanızı arzuluyorlar.
45
Size düşmanlık edenleri yaratmış olan Allah, elbette onları bilir. Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah, Veliyy isminin özelliğiyle size yeter ve size hakikatinizden yardım eder!
46
Yahudi olanlardan öyleleri vardır ki, KELİMELERİ esas anlamlarından kaydırırlar (vahyin orijinalliğini korumazlar). . . Telaffuzlarını eğip bükerler ve Din'de kötü kavramlar oluştururlar: "İşittik ve isyan ettik", "Dinle, dinlemez olası" ve "Raina - anlayışı sınırlı" manasına gelecek şekilde vurgulama yaparlar. Eğer onlar, "İşittik ve itaat ettik", "Dinle" ve "Unzurna - gözet bizi" deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. . . Fakat Allah, içlerindeki hakikati inkar yüzünden onları lanetlemiştir. . . Pek azı müstesna, iman etmezler.
47
Ey kendilerine hakikat bilgisi verilenler, yüzleri silerek enselere döndürmeden (ilminizi silip eski sapıklığa döndürmeden) veya Cumartesi hürmetini yerine getirmeyenleri lanetlediğimiz gibi sizleri lanetlemeden önce, gelin iman edin size inzal ettiğimiz, beraberinizdeki hakikat ilmini tasdik edene (Kuran'a). . . Allah hükmü yerine gelmiştir.
48
Muhakkak ki Allah kendisine (afaki - açık veya enfüsi - gizli) şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dunundakileri (bundan daha küçük suçları) dilediklerine bağışlar. Kim Esma ül Hüsna'sı itibarıyla varlığının da hakikati olan Allah'a ("B"illahi) şirk koşarsa, gerçekten aziym bir suç olarak, iftira etmiş olur.
49
Kendilerini temiz sayanları (şirk koştukları halde temiz olduklarını iddia eden Yahudi ve Hristiyanları) görmüyor musun? Hayır (olay onların dediği gibi değil), Allah dilediğini arındırır ve hurma lifi kadar zulme uğratılmazlar.
50
Bak nasıl yalanla Allah'a iftira ediyorlar! Bundan daha açık suç olmaz!
51
Kendilerine hakikat bilgisinden bir nasip verilenleri görüyor musun? Cibt'e (kendisinde kuvvet vehmedilen put) ve Tağut'a (şeytani güçler) iman ediyorlar ve hakikati inkar edenlere, "Bunlar iman edenlerden daha doğru yolda" diyorlar.
52
İşte onlar Allah'ın lanet ettiği (kendisinden uzaklaştırdığı) kimselerdir. Allah kime lanet ederse ona yardım edecek kimse yoktur!
53
Yoksa onların mülkte (hükümranlıktan) bir hisseleri mi var? Eğer öyle olsaydı insanlara hurma çekirdeği kadar bile bir şey vermezlerdi.
54
Yoksa o insanlara, Allah'ın fazlından verdiklerini hazmedemeyip, haset mi ediyorlar? Gerçekten biz Al-i İbrahim'e hakikat bilgisi ve Hikmet (Sünnetullah ilmi) verdik. Hem de aziym bir mülk verdik.
55
Onlardan bazısı Onda olana iman etti ve onlardan bir kısmı da Ondan yüz çevirdi. Onlara cehennemdeki sair (kendilerini içten ve dıştan yakacak ateş) yeterlidir.
56
Muhakkak ki (Esma'nın açığa çıkışı olan hakikatlerindeki) işaretlerimizi inkar edenleri, ateşte yakacağız. Azabı daha fazla hissetmeleri için derileri (dışsal bağlılıkları dolayısıyla) yandıkça yerine yeni deriler (dışsallıklar) oluşturacağız. Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
57
İman edip, bu imanın gereği davranışlar ortaya koyanlara gelince; onları altlarından ırmaklar akan cennetlere dahil edeceğiz. Onlarda sonsuza dek yaşarlar. Orada onlara (şeytaniyetten) arınmış eşler vardır. Onları gölgenin gölgesine (her türlü yakıcı - rahatsız edici şartlardan uzak ortama) sokacağız.
58
Muhakkak ki Allah emanetleri ehillerine vermenizi ve insanlar arasında adil olarak (herkesin hakkını vererek) hükmetmenizi emreder. Muhakkak Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Kesinlikle Allah Semi'dir, Basıyr'dir.
59
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Rasule itaat edin ve sizden Ulül Emr'e de (Hakikat ve Sünnetullah bilgisine sahip olarak hüküm verme yetisine sahip olana). . . Bir şey hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde -şayet Allah'a ve gelecekte yaşanacak sonsuz sürece iman ediyorsanız- onu Allah'a ve Rasulüne döndürün. . . Bu hem daha hayırlı ve hem de tevil olarak (işin aslına, uygunluğuna ulaşma bakımından) daha güzeldir.
60
Sana inzal olunana ve senden önce inzal olunana iman ettiklerini sananları görmüyor musun; inkar etmeleri emredildiği halde Tağut'u aralarına hakem yapmak isterler. . . Şeytan da onları geri dönemeyecekleri kadar uzak bir sapıklığa (şirke) düşürmeyi diler.
61
Onlara: "Allah'ın inzal ettiğine ve Rasulüne gelin" denildiğinde, münafıkların senden iyice yüz çevirip uzaklaştıklarını görürsün.
62
Nasıl da, elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine musibet geldiğinde, hemen "Billahi bizim iyilikten ve tevfikten başka amacımız yoktu" derler.
63
İşte onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kişilerdir. Onun için sen söylediklerine aldırma ve onlara öğüt ver ve nefsleri hakkında içlerine işleyecek açıklıkta söz söyle.
64
Biz her Rasulü, kendilerine Allah'ın izniyle itaat edilmeleri için irsal ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah'tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasul de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah'ı Tevvab ve Rahıym bulacaklardı.
65
Öyle değil! Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı (itiraz) duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.
66
Eğer onların üzerine "nefslerinizi öldürün" (Allah uğruna ölümü göze alıp ölün) veya "yurtlarınızdan çıkın" diye yazsaydık, pek azı dışında, bunu yapamazlardı. Eğer onlar kendilerine yapılan bu nasihati uygulasalardı, elbette haklarında hayırlı ve en sağlıklı karar olurdu.
67
O takdirde onlara elbette ki ledünnümüzden çok büyük mükafat verirdik.
68
Onları sırat-ı müstakime yöneltirdik.
69
Kim Allah'a ve Rasule itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine in'amda bulunduğu Nebiler, Sıddıklar, Şehiydler ve Salihlerle beraber olurlar. Ne güzel arkadaşlardır onlar.
70
Bu fazl Allah'tandır. Yeterlidir onlara Esma'sıyla hakikatleri olan Aliym Allah!
71
Ey iman edenler, ihtiyatlı olun, gruplar halinde ya da topluca savaşa girin.
72
Muhakkak sizden öylesi vardır ki, ağırdan alır. Sizin başınıza kötü bir şey gelirse "Allah'ın bana nimeti olarak onlarla beraber değildim" der.
73
Eğer size Allah'tan bir lütuf (ile başarı) erişir ise, sanki sizinle arasında beraberliği getirecek yakınlık yokmuşçasına, "Keşke onlarla beraber olsaydım da o büyük başarıdan hisse alsaydım" der.
74
Geleceklerindeki sonsuz yaşam sürecinin getirisi karşılığında dünya yaşamını feda etmeyi göze alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah uğruna savaşır da öldürülür veya galip gelirse, kendisine büyük mükafat vereceğiz.
75
Size ne oluyor da Allah yolunda, "Rabbimiz, halkı zalim olan şu yöreden bizi kurtar, ledünnünden bize bir veliyy meydana getir ve ledünnünden bir zafer oluştur" diye yakaran düşkün erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?
76
İman edenler Allah uğruna savaşırlar. Hakikati inkar edenlere gelince, (onlar da) şeytanın güçleri uğruna savaşırlar. O halde siz de şeytanın velileriyle savaşın.  Muhakkak ki şeytanın tuzağı zayıftır.
77
Kendilerine, "(Kötülükten) ellerinizi çekin, salatı (namazı) ikame edin ve zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Ne zaman ki üzerlerine savaş yazıldı, bir de ne göresin, onlardan bir kısmı, insanlardan, Allah'tan haşyet edip ürperdikleri gibi, hatta daha şiddetli bir dehşetle korkuyorlar. . . "Rabbimiz, niçin üzerimize savaşı yazdın; bizi yakın bir sona kadar erteleseydin?" dediler. . . De ki: "Dünya zevki pek kısadır! Sonsuz gelecek ise korunanlar için daha hayırlıdır. . . Size kıl kadar zulmedilmez. "
78
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır. Sağlam ve yüksek kalelerde bulunsanız bile. . . Eğer onlara bir iyilik isabet ederse "Bu Allah indindendir" derler. Eğer bir kötülük isabet ederse "Bu senin indindendir" derler. De ki: "Hepsi de Allah indindendir!" Bu insanlara ne oluyor ki hakikati anlamaya yanaşmıyorlar!
79
Sana iyilikten ne isabet ederse, Allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir (nefsinin arzusuna uymandan). Biz seni insanlara Rasul olarak irsal ettik. Şahit olarak Esma'sıyla hakikatin olan Allah yeter.
80
Kim Rasule itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur! Kim de yüz çevirirse (kendi bilir); (seni) başlarına (bekçi) koruyucu olarak irsal etmedik.
81
"Başüstüne" derler, ama yanından ayrılınca, içlerinden bir grup, geceleyin dediklerinin zıddına kurgular yaparlar. Allah da onların yaptıkları kurguları yazar! Artık onlardan yüz çevir ve Allah'a güven, işini O'na havale et! Vekiyl olarak, Allah Esma'sının, hakikatinde de olan "Vekiyl" ismi özelliği yeter!
82
Kuran'ı derinliğine düşünmüyorlar mı? Eğer O, Allah indinin gayrından olsa idi, elbette Onun içinde birçok çelişki olurdu!
83
Kendilerine emniyetleriyle ilgili veya onları korkutacak bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa o haberi Rasule veya yetkili birine (Ulül Emr) sorsalardı, onlardan işin içyüzünü öğrenebilirlerdi. Eğer üzerinizde Allah'ın fazlı ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana (bu işi yapana) tabi olup gitmiştiniz.
84
Allah uğruna savaş! Nefsinden başkasına sorumlu değilsin! İman edenleri de teşvik et. Umulur ki Allah, hakikati inkar edenlerin gücünü kırar. Allah'ın gücü de daha şiddetlidir, yaptıklarının sonucunu yaşatması da daha şiddetlidir.
85
Kim bir iyiliğin oluşması için vesile olursa, o iyilikten bir hissesi olur. . . Kim de kötü bir olaya vesile olursa, onda bir payı olur. . . Allah her şeye Mukiyt'tir.
86
Selam ile size yönelene, siz de daha kapsamlı bir selam ile karşılık verin yahut aynısıyla karşılayın. Muhakkak Allah, her şeyde Hasiyb'dir (açığa çıkanın sonucunu yaşatandır).
87
Allah O; tanrı ve tanrısallık yoktur sadece "HU"! Kendisinde şüphe olmayan kıyamet sürecinde sizi bir araya getirir. Kim Allah'tan daha doğrusunu söyleyebilir!
88
Yaptıklarının sonucu olarak Allah onları baş aşağı etmişken, size ne oluyor ki münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah'ın saptırdığını doğru yola sokacağınızı mı sanıyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.
89
Onlar, (kendileri) hakikati inkar ettikleri gibi sizin de inkar etmenizi ve (böylece onlarla) eşit olmanızı arzu ettiler. . . O halde (onlar) Allah uğruna zulüm ve kötülük diyarını terk edinceye kadar onlardan kimseyi dostlar edinmeyin. . . Eğer dönerlerse (düşmanlık için), onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. . . Onlardan veli ve nasir (yardımcı) edinmeyin.
90
Ancak (şunlara dokunmayın). . . Ya sizinle onlar arasında misak (anlaşma) olan bir kavme sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi kavimleri ile savaşmak istemediklerinden sadırları (içleri) sıkılarak size gelenler. . . Eğer Allah dileseydi, elbette onları size musallat ederdi de (onlar da) sizinle savaşırlardı. . . Eğer (onlar) sizden uzaklaşırlar, sizinle savaşmazlar ve size barış beyan ederlerse, artık Allah onlara zarar vermenize müsaade etmez.
91
Diğer taraftan bazılarını da göreceksiniz ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmayı dilerler. . . Her sınav objesi olayla karşılaştırıldıklarında onda baş aşağı olurlar. . . Şayet sizden uzak durmazlar, sizle barışa yanaşmazlar ve sizden ellerini çekmezlerse; onları yakalayın ve ele geçirdiğiniz yerde öldürün. . . İşte bunlar var ya, onlara karşı size apaçık bir güç meydana getirdik.
92
Yanlışlık hariç, bir iman eden için, diğer bir iman edeni öldürmesi olacak şey değildir. . . Yanlışlıkla bir iman edeni öldürenin, iman eden bir köleyi hürriyetine kavuşturması ve öldürülenin ailesine diyet ödemesi gerekir. (Varislerin, diyeti katile) bağışlamaları müstesna. . . Eğer (öldürülen) iman eden olmakla beraber, size düşman olan bir kavimden ise, (o zaman katilin) iman eden bir köleyi hürriyetine kavuşturması gerekir. . . Şayet (öldürülen) sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavimden ise, (o zaman katilin) öldürülenin ailesine bir diyet ödemesi ve iman eden bir köleyi hürriyetine kavuşturması gerekir. . . Kim (diyet bedelini) bulamazsa, Allah'tan bir tövbe olmak üzere, iki ay kesiksiz oruç tutmalıdır. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
93
Kim bir iman edeni kasıtlı olarak öldürürse onun karşılığı, sonsuza dek kalmak üzere, cehennemdir. Allah ona gazap etmiştir; lanetlemiştir ve feci bir azap hazırlamıştır.
94
Ey iman edenler. . . Allah için sefere çıktığınızda iyice araştırın ve size selam verene (anlaşmak isteyene), dünya hayatının geçici menfaatini arayarak, "Sen iman eden değilsin" demeyin. . . Allah indinde çok ganimetler var. . . Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu. . . O halde iyice araştırın. . . Muhakkak ki Allah yapmakta olduklarınızın yaratanı olarak Habiyr'dir.
95
Mazeretsiz, evde oturup seferden kaçan iman edenler ile Allah yolunda mallarıyla, nefsleriyle mücahede edenler, eş değerde olmazlar. . . Allah, mallarıyla ve nefsleriyle mücahede edenleri, oturup kalanlardan derece olarak üstün kıldı. . . Hepsine Allah en güzeli vadetmiştir. . . (Ancak) Allah, mücahitleri, oturup kalanların üzerine büyük bir mükafat ile üstün kılmıştır.
96
Tarafından dereceler, mağfiret ve rahmet (bağışlamıştır). Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
97
Muhakkak ki melekler, nefslerine zulmeder halde vefat ettirilen kimselere, "Ne işte idiniz (niye nefsinize zulüm olan şu şartlar içindesiniz)?" dediler. . . (Onlar da) dediler ki: "Biz Arz'da zayıf, çaresizdik". . . (Melaike de) dedi ki: "Allah Arz'ı geniş olmadı mı, orada hicret etseydiniz?". . . İşte bunların ulaşacağı yer cehennemdir. . . O ne kötü sondur!
98
Ancak hicrete imkanı olmayan güçsüz, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar bundan müstesnadır.
99
İşte Allah'ın onların suçlarını affetmesi beklenir. Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.
100
Kim Allah yolunda (zulüm gördüğü yerden, ya da {'Allah'a firar edin', ayetince} özüne doğru) hicret ederse, arzda pek çok gidilecek genişlik bulur. . . Kim Allah'a ve O'nun Rasulüne (irsal olanın açıkladığı hakikate) muhacir olarak evinden çıkar, sonra da ona ölüm yetişirse, artık onun mükafatı Allah üzerinedir. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. (Burada zahir yanı sıra bir iç anlama da dikkat çekmeye çalıştık. A. H. )
101
Yeryüzünde seferdeyken, hakikati inkar edenlerin size bir zarar vermesinden korkarsanız, salattan (namaz) kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Muhakkak ki o hakikati inkar edenler veya örtenler, sizin için apaçık düşmandır.
102
(Rasulüm, korkulu bir durumdayken) onların içlerinde olup da onlara salatı ikame ettirdiğinde, onlardan bir grup seninle beraber silahları da yanlarında olarak namaza dursun. . . Secde ettiklerinde (diğerleri) sizin arkanızda (koruyucu) olsunlar. . . (Sonra) salatı eda etmemiş diğer grup gelsin, seninle birlikte salatı ikame etsin. . . (Onlar da) tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. . . O hakikat inkarcıları arzu ederler ki, keşke siz silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil olsanız da, ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan dolayı bir sıkıntı varsa yahut hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda bir mahzur yoktur. . . (Bununla beraber) tedbirinizi alın. . . Muhakkak ki Allah, hakikati inkar edenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
103
(Endişeli ortamda) salatın edasından sonra, ayakta veya otururken ya da yanlarınız üzere uzanmışken (sürekli) Allah'ı zikredin. Zikrettiğinizle doyuma ulaştığınızda salatı ikame edin (yaşayın - yönelişin tam hakkını verin, zikirle girmiş olduğunuz hissediş ile). Kesinlikle salatın, belli vakitlerde yaşanması, iman edenlere yazılmıştır.
104
(Düşman) topluluğunu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. . . Şayet siz acı duyuyorsanız, onlar da tıpkı sizin gibi acı duyuyorlar. . . (Üstelik siz) Allah'tan onların umamayacağı şeyleri umuyorsunuz. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
105
Kesinlikle biz inzal ettik sana hakikat bilgisini, Hak olarak insanlar arasında Allah'ın gösterdiği ile hüküm vermen için. Hainleri savunma!
106
Allah'tan mağfiret dile. Muhakkak Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
107
Nefslerine ihanet edenleri savunma! Muhakkak ki Allah nefsine ihanet suçuna ısrarla devam edeni sevmez.
108
(Münafıklar - ikiyüzlüler) insanlardan gizleyebilirler ama Allah'tan asla! Oysa O beraberdi (tasavvufi anlayışla maiyet sırrı - Allah'ın, kulun her zerresini Esma'sıyla varetmesi hakikati) onlarla gece boyu, Allah'ın hoşlanmadığı şeyleri kurgularlarken. Allah yapmakta olduklarına Muhiyt'tir!
109
Hadi siz dünya yaşamında onları savundunuz; ya kıyamet sürecinde kim savunacak onları veya vekilleri kim olacak!
110
Kim bir suç işler ya da nefsine zulmederse (benliği yüzünden - benliğini Allah'a şirk koşarsa); sonra (suçunu idrak edip) Allah'a istiğfar ederse, Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir (bağışlayıcıdır ve rahmetinden kaynaklanan güzellikleri yaşatandır). . .
111
Kim bir suç işlerse, bunun getirisi kendinedir (başkasına değil)! Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
112
Kim bir kabahat veya suç işler de onu masum birinin üstüne atarsa, gerçekten açık bir iftira ile büyük bir suç yüklenmiş olur.
113
Eğer senin üzerinde Allah fazlı ve "HU"viyetinin rahmeti olmasaydı, onlardan bir taife seni saptırmaya elbette yeltenirdi. . . (Oysa) onlar ancak kendilerini saptırırlar! Sana hiçbir zarar veremezler! Allah sana Kitabı (Hakikat bilgisini) ve Hikmeti (Din ilmini, Sünnetullah marifetini) inzal etmiş (Esma boyutundan bilincine ulaştırmış) ve bilmediğini sana öğretmiştir. . . Allah'ın sana lütfu Aziym'dir.
114
Onların gizli toplanma ve görüşmelerinin çoğunda hayır yoktur! Ancak bir yardımlaşma veya hayır gereği veya ara düzeltmeyi öngören (bu tür hayırlı bir aradalıklar) müstesna. Kim Allah rızasını isteyerek bunları yaparsa, biz ona büyük mükafat vereceğiz.
115
Kim hakikat apaçık belli olduktan sonra Rasule karşı gelir, iman edenlerin yolundan gayrına saparsa, gittiği yola terk eder sonunda da cehennemi boylatırız! Ne kötü bir yaşama dönüştür o!
116
Kesinlikle Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz! Bunun dunundakileri (derece olarak bunun altındaki suçları) dilediğine bağışlar! Kim alemlerdeki her şeyi Esma'sıyla yaratan Allah'a ("B"illahi) şirk koşarsa (O'ndan bağımsız bir benlik düşünür, kabul ederse), gerçekten (hakikatten çok uzak) sapık bir inanca sapmıştır!
117
O'nun dunundakilere yönelenler, sadece cansız dişi putlara tapınmaktalar ve böylece de inatçı, hayırsız şeytana yöneliyorlar!
118
(Oysa şeytan - bedensel dürtüler) Allah'ın lanetine uğramıştır. . . Şeytan: "Senin kullarından bir mukadder pay alacağım". . .
119
"Elbette onları saptıracağım, onları boş heveslerde (bedensellikte) boğacağım; onlara emredeceğim de en'amın (kendilerinden kurban olan davarların) kulaklarını kesecekler ve dahi onlara emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirecekler. " Kim Allah'ı bırakır da şeytanı (bedensel dürtülerini) yönetici edinirse, gerçekten o apaçık bir hüsrana uğramıştır.
120
Onlara vaatlerde bulunur ve onlara umut verip sonu boş çıkacak arzular peşinde koşturur. (Oysa) şeytan, aldanıştan başka bir şey vadetmemektedir.
121
Böylelerinin varacakları yer cehennemdir (yanma ortamı)! Ondan kurtuluş için hiçbir çareleri de yoktur.
122
İman edip imanının gereği davranışlarla (salih amel) yaşayanlara gelince, onları altlarından nehirler akan cennetlere dahil edeceğiz. . . Orada sonsuza dek kalırlar (kendilerinde açığa çıkan Allah Esma'sı sonucu). . . Allah'ın Hak olan vaadidir! Allah'tan daha doğru sözlü var mıdır?
123
(Sünnetullah - Allah sistem ve düzeni) ne sizin kuruntularınıza ne de kendilerine daha önce hakikat bilgisi verilmiş (de onu değerlendirememiş) olanların kuruntularına göre değildir! Kim bir kötülük yaparsa onun sonuçlarını yaşar! (Artık bundan sonra da) Allah dununda olan ne bir hami ne de bir yardımcı bulabilir!
124
İman etmiş olarak erkek veya kadın, kimler hayırlı bir iş yaparlarsa, onlar cennete girerler, zerrece hakları kaybolmaz.
125
Muhsin olarak (varlığının Allah Esma'sının açığa çıkışıyla yaratıldığının idrakı içinde), vechinin Allah için olduğunun teslimiyetinde olan ve hanif olarak (tanrı kavramı olmayan - yalnızca Allah'a kulluk edilmekte olduğunun bilincinde) İbrahim milletine tabi olanın din anlayışından daha güzeli ne olabilir ki! Allah, İbrahim'i Haliyl edindi. (Ona "Hullet makamı" yaşamı ihsan etti. Bu konuda ek bilgi: El İnsan-ı Kamil, Abdülkerim el Ciyli, Abdülaziz Mecdi Tolun çevirisi. A. H. )
126
Semalar ve arzda olan ne varsa Allah içindir (Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği manaların açığa çıkması için). Allah, şeyleri Esma'sından yaratmış olması sonucu Muhiyt'tir.
127
Kadınlar hakkında senden, haklara dair açıklama istiyorlar. . . De ki: "Onlarla ilgili hükümler hakkında açıklamayı size Allah veriyor!" Onlar için yazılmış hakları kendilerine vermediğiniz ve (üstelik) kendileriyle nikahlamaya (evlenmeye) rağbet ettiğiniz yetim kızlar ile zor durumdaki çocuklara ve bir de yetimlere adaleti ikame etmeniz hakkında bilgiler yüzünüze okunuyor. . . Ne hayır yaparsanız, muhakkak ki Allah onu Aliym'dir (çünkü yaptığınız hayrın yaratanı O'dur).
128
Eğer bir kadın, kocasının geçimsizliğinden veya yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, aralarını düzeltmelerinde kendileri üzerine bir mahzur yoktur. . . Anlaşıp barışma hayırlıdır; benliklerde hırsa meyil vardır. . . Eğer ihsan üzere olur ve korunarak yaşarsanız, muhakkak ki Allah yapmakta olduklarınızı (yaratanı olarak) Habiyr'dir.
129
Ne kadar isterseniz isteyin eşleriniz arasında adaletli davranamazsınız! (Hiç olmazsa) birine aşırı ilgi gösterirken diğerlerini boşlukta bırakmayın! Eğer aralarında adaletle davranır ve de korunursanız, muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
130
Eğer (karı-koca) ayrılırlarsa, Allah kendi zenginliğinden onların her birini geçindirir, birbirine muhtaç bırakmaz. Allah Vasi'dir, Hakiym'dir.
131
Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir (El Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için)! Sizden önce kendilerine hakikat bilgisi verilenlere ve size, "Allah'tan korunun" diye tavsiye ettik. . . Eğer hakikati inkar ederseniz, (bilmiş olunuz ki) kesinlikle semalar ve arzda ne varsa Allah içindir! Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
132
Semalar ve arzda ne varsa Allah içindir (El Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği manaların seyri için)! Vekiyl olarak, El Esma'sıyla seni yaratan Allah yeterlidir.
133
Ey insanlar, eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp, başkalarını açığa çıkarır! Allah bunu yapmaya muktedirdir!
134
Kim dünya nimetlerini isterse, bilsin ki dünyanın da, sonsuz gelecek sürecinin de nimetleri Allah indindendir. Allah Semi'dir, Basıyr'dir.
135
Ey iman edenler, adaleti uygulamaya aziymli olun! Ana-baba veya akrabanız aleyhine de olsa, zengin veya fakir fark etmeksizin Allah için şahitlik edin; zira Allah hakkı, ikisinin de önündedir! O halde adaleti sağlamada geçersiz kabullerinize tabi olmayın! Eğer gerçeği çarpıtırsanız, muhakkak Allah yaptıklarınızın yaratanı olarak Habiyr'dir.
136
Ey iman edenler, "B" harfinin işaret ettiği anlam ile iman edin Allah'a, O'nun Rasulüne, Rasulüne inzal ettiği (El Esma mertebesinden bilincine) gibi daha öncekilere de inzal etmiş olduğu hakikat bilgisine. . . Kim Esma'sıyla her şeyi yaratmış olan Allah'a, O'nun melaikesine (Esma'nın işaret ettiği manaların açığa çıkan kuvvelerine), O'nun Kitaplarına (inzal etmiş olduğu hakikat bilgisine), O'nun Rasullerine ve gelecekteki sonsuz yaşam sürecine kafirlik ederse (inkar ederse), gerçekten çok uzak bir inanç bozukluğuna sapmıştır.
137
Muhakkak ki, (önce) iman edip de sonra inkar eden, sonra tekrar (geçici olarak) iman edip, sonra (yine) inkarcı olan, (nihayet) küfrü arttıranlara gelince; Allah onları ne mağfiret eder ve ne de onları bir yola hidayet eder.
138
İkiyüzlüleri (münafıkları) müjdele, yaşayacakları feci bir azap ile!
139
İman edenleri bırakıp, hakikati inkar edenleri dost tutanlar, onların yanında şerefli olacaklarını mı umuyorlar! Ne var ki izzet tümüyle Allah'ındır.
140
Size inzal olan bilgide şu vardır: Allah işaretlerinin inkar edildiği ve onlar hakkında uygunsuz konuşulduğu ortamda oturmayın; başka bir konuya dönülmedikçe! Aksi halde kesinlikle siz onların misli (benzeri) olursunuz. (Bu uyarıyı "ayna nöronlar" bilimsel bulgusuyla bütünleştirelim. Bu ayet aslında bir MUCİZE'dir, ancak günümüz bilimsel çalışmalarıyla tespit edilen bir gerçeği, 1400 küsur yıl önce vurgulaması nedeniyle. Bu konuda detaylı bilgi www. okyanusum. com adlı sitede mevcuttur. A. H. ) Allah ikiyüzlüler (münafıklar) ile hakikati inkar edenleri cehennemde bir araya getirecektir. . .
141
Onlar başınıza gelecekleri izliyorlar. . . Eğer size Allah'tan zafer ulaşırsa "Biz de sizinle değil miydik?" derler. Hakikati inkar eden güruha bir başarı nasip olursa da bu defa "Biz sizden üstün gelmedik mi, iman edenlere karşı sizi korumadık mı?" derler. Allah kıyamet sürecinde aranızda hükmeder. Allah iman edenler aleyhine fırsat vermeyecektir, hakikati inkar edenlere!
142
İkiyüzlüler Allah'ı aldatmaya kalkarlar, (oysa) Allah, hilelerinin sonucunu kendi aleyhlerine oluşturur! Salata kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş olsun diye; Allah'ı da çok az hatıra getirirler.
143
(İkiyüzlüler) iki arada yalpalayıp dururlar! Ne bunlara (iman ehli) ne de onlara (inkarcılar)! Allah'ın (bozuk inanca) saptırdıkları için çıkış yolu bulamazsın!
144
Ey iman edenler, iman edenleri bir yana bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! (Bu davranışınızla) aleyhinize güçlü bir delil mi oluşturmak istersiniz Allah indinde!
145
Muhakkak ikiyüzlüler (münafıklar) ateşin en dibindedirler! Onlar için bir yardımcı da asla bulunmaz!
146
Ancak (yanlışını idrak ederek) tövbe edenler, tutumlarını doğrultanlar, hakikatleriyle Allah'a sarılanlar, din anlayışlarını Allah için saflaştıranlar müstesna. . . Onlar iman ehli ile beraberdirler. Allah iman ehline aziym mükafat verecektir.
147
Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size niye azap etsin! Allah Şakir'dir, Aliym'dir.
148
Zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıktan konuşulmasını sevmez Allah! Allah Semi'dir, Aliym'dir.
149
Bir hayrı açıklar ya da gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz; Allah Afüvv'dür, Kaadir'dir.
150
Allah ve Rasullerini inkar edenler, Allah ile Rasullerinin arasını ayırmak isterler. "Bazısına iman edip bazısını inkar ederiz" derler. Arada bir yol edinmek isterler. (Ayrıca şöyle de değerlendirilebilir: Allah Esma'sının açığa çıkması anlamındaki 'İrsaliyet' hakikat ve kavramından uzaklaşıp; gökteki tanrı ile yerden seçtiği peygamber anlayışını yaymak isterler. )
151
İşte onlar gerçeği tümüyle inkar edenlerin ta kendileridir. Hakikati inkar edenler için aşağılayıcı bir azap hazırladık.
152
Bütün yaratılmışların hakikatinin Allah Esma'sı olduğuna ve (irsal ettiği) Rasullerine iman edip, (irsal olmaları yönünden) hiçbirini diğerinden ayırmayanlara gelince, Allah onların mükafatını verecektir. Zaten Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
153
Ehl-i kitap (Yahudiler) senden, kendilerine "Gökten yazılı Kitap" indirmeni istiyorlar. . . Gerçekten (onlar) bundan daha büyüğünü Musa'dan istediler. . . "Allah'ı açıktan bize göster" demişlerdi de, zulümleri yüzünden onları yıldırım çarptı. . . Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra tutup buzağıya tapınmaya başladılar. . . Bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir kudret verdik.
154
Verdikleri söze bağlanmaları için Tur'u üzerlerine kaldırmıştık da onlara "Secde ederek o kapıdan girin" demiştik. Hem de "Cumartesi günü hürmetini ihlal etmeyin" dedik de, onlardan kesin ahd aldık.
155
Ahdlerinden dönmeleri, Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar etmeleri, Hakk'ın muradına karşı Nebileri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflıdır" (şuurlarımız koza içindedir) demeleri yüzünden, yaptıklarının karşılığını verdik. Bilakis inkarları yüzünden anlayışlarını kilitledik! Artık pek azı hariç, iman etmezler!
156
Hakikati inkar etmeleri ve Meryem'e çok büyük iftira atmaları yüzünden!
157
"Biz, Allah Rasulü Mesih, Meryemoğlu İsa'yı katlettik" sözleri yüzünden. . . Gerçekte Onu ne katlettiler ne de haça astılar; sadece onlara öyle benzetildi (asılan). Onun hakkında tartışanlar bu konuda tam bir şüphe içindedirler; bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanlarına göre konuşurlar. Kesin olan, İsa'nın katledilmediğidir!
158
Bilakis Allah Onu kendine yüceltti! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
159
Nitekim (geçmişteki) hakikat bilgisine uyanlardan hiçbiri yoktur ki, ölümü anında Ona (bildirdiğine) iman etmiş olmasın! Kıyamet sürecinde aleyhlerinde şahitlik yapacaktır.
160
Zulümleri ve hidayete engel olmaları nedeniyle helal olan pek çok temiz nimeti onlara (Yahudilere) haram kıldık!
161
Yasaklandığı halde riba almaları ve insanların mallarını haksız olarak yemeleri dolayısıyla idi (bu haram). Hakikati inkarı sürdürenler için feci azap hazırladık!
162
İçlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ile iman edenler, senden önce inzal olanla birlikte sana inzal olana da iman ederler. Salatı ikame eden ve zekatı veren; "B" harfindeki anlam kapsamınca Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenlere gelince. . . Onlara aziym bir mükafat vereceğiz.
163
Nuh'a ve ondan sonraki Nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. . . İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a, Esbat'a (torunlara), İsa'ya, Eyyub'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. . . Davud'a Zebur'u (hikmetler bilgisini) verdik.
164
Daha önce sana hikayelerini anlattığımız veya anlatmadığımız Rasullere de (vahyettik). . . Allah Musa'ya kelime kelime konuştu.
165
Müjdeleyici ve uyarıcı olarak Rasuller (gönderdik) ki, Rasullerden (açıklamalarından) sonra insanların Allah'a karşı bir mazereti olmasın! Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
166
Ne var ki, Allah sana inzal ettiği ile şahitliğini gösterir ki, HU'nun ilmi olarak onu sana inzal etmiştir. Melekler (bu inzal ile ilgili kuvveler - Cibril) de olayın şahididir. Şahit olarak Allah yeterlidir.
167
Hakikati inkar edip insanları da Allah yolundan engelleyenler, çok büyük sapma içindedirler.
168
Muhakkak ki Allah hakikati inkar edenleri ve zulmedenleri ne bağışlar ne de onlara bir tarik (anlayış yolu) açar.
169
Cehennem yolu (cehennem yaşamına yol açan anlayış) hariç! Orada sonsuza dek kalırlar. Bu Allah için çok kolaydır.
170
Ey insanlar, Rasul size Rabbinizden Hak olarak gelmiştir! Artık iman edin sizin için hayırlı olana! Eğer inkar ederseniz, bilin ki semalar ve arzda olan ne varsa Allah içindir (Esma ül Hüsna'sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için). Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
171
Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar. . . Dininizde ölçüyü kaçırıp haddi aşmayın. . . Allah üzerine Hak olmayanı söylemeyin. . . Meryemoğlu İsa Mesih, yalnızca Allah Rasulü ve O'nun Kelimesi'dir. . . Onu Meryem'e ilka etmiştir ve kendinden (El Esma ül Hüsna'sından) bir manadır (ruhtur). . . O halde Esma'sıyla her şeyin hakikati olan Allah'a ve Rasullerine iman edin. . . "Üçtür" (baba - oğul - kutsal ruh) demeyin! Sizin hayrınıza olarak (buna) son verin. . . Allah ancak İlah'un Vahid'dir (Tek Uluhiyet sahibidir). . . Subhandır "HU", çocuk sahibi olma kavramından! Semalar ve arzda ne varsa O'nun içindir. . . Vekiyl olarak Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah yeterlidir.
172
Ne Mesih (İsa) ve ne de mukarreb melaike Allah'a kulluktan asla gocunmazlar! Kim O'nun ibadetinden kaçınır ve kibirlenirse, hepsini kendine haşr edecektir.
173
İman edip imanının gereğini uygulayanlara gelince, (O) onlara ecirlerini tam verecek ve fazlından onları artıracaktır. . . Kulluktan kaçınıp ve benliklerini kabartanlara gelince, onlara feci bir azap ile azap edecektir. . . Kendileri için Allah dununda bir veli ve nasir de bulamazlar.
174
Ey insanlar! Hakikaten Rabbinizden size bir burhan (hakikatin dillenmişi Hz. Muhammed s. a. v. ) geldi. . . Size apaçık bir Nur (Kur'an) inzal ettik.
175
Esma'sıyla her şeyin aslı olan Allah'a iman edip, O'na hakikatleri olarak sımsıkı tutunanlara gelince, onları HU'dan bir rahmetin ve fazlın içine sokacak ve onları kendisine varan sırat-ı müstakime hidayetleyecektir.
176
Senden açıklama-hüküm isterler. . . De ki: "Kelale (arkasında ana-baba ve çocuk bırakmamış olan) hakkında size Allah fetva verir: Eğer çocuğu olmayıp, bir kız kardeşi bulunan bir erkek kişi ölürse, mirasının yarısı onundur. . . Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona varis olur. . . Eğer (ölen erkek kişinin kız kardeşleri) iki iseler, (erkek kardeşlerinin) mirasının üçte ikisi onlarındır. . . Eğer (mirasçı) kardeşler erkekler ve kadınlar ise (erkek - kız kardeşler durumunda birçoklarsa), (o zaman) bir erkeğe iki kadının payıdır". . . Allah, sapmayasınız diye size beyan ediyor. . . Allah Bi-külli şey'in - her şeyin Esma'sıyla hakikati olarak Aliym'dir.