26
SURE

Şuara Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ta, Siin, Miim.
2
Bunlar apaçık ortada olan BİLGİnin (Sünnetullah'ın) işaretleridir.
3
İman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin?
4
Eğer dilesek semadan üzerlerine bir mucize inzal ederiz de, zorunlu olarak boyunları bükülüp, hükmü kabul ederler!
5
Ne zaman kendilerine Rahman'dan yeni bir hatırlatma gelse, hep ondan yüz çevirirler.
6
Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.
7
Görmediler mi arzı ki, orada her cömert çiftten (genetik çifte sarmalından) nice (şeyler) yetiştirip büyüttük?
8
Muhakkak ki bunda bir işaret vardır. . . Onların ekseriyeti (Hakk'a, hakikatlerine) iman etmemişlerdir.
9
Muhakkak ki senin Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
10
Hani Rabbin Musa'ya: "Zalimler topluluğuna git!" diye nida etmişti.
11
"Firavun'un halkına. . . Korkup korunmayacaklar mı?"
12
(Musa) dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalarından korkuyorum!"
13
"İçim daralıyor, dilim çözülmüyor, bunun için Harun'a (görev) irsal et!"
14
"Beni öldürmelerinden korkuyorum; çünkü onların haklı oldukları bir suçum var!"
15
Buyurdu ki: "Hayır, asla!". . . "İkiniz mucizelerimiz - delillerimiz olarak gidiniz. . . Doğrusu biz sizinle BİRlikteyiz, işiticileriz. "
16
"İkiniz Firavun'a gelin ve deyin ki: Muhakkak ki biz Rabb-ül alemin'in (Esma özellikleriyle alemdekileri yaratanın) Rasulüyüz. . . "
17
"İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder. "
18
(Firavun) dedi ki: "Yanımızda ufak çocukken, seni terbiye edip yetiştirmedik mi? Hayatının nice yıllarını bizimle geçirmemiş miydin?"
19
"Bir de o fiili işledin! (Firavun'un halkından birini öldürmek). . . Sen nankörlerdensin!"
20
(Musa) dedi ki: "O filli işlediğimde ben ne yaptığımın farkında değildim. "
21
"Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim. . . Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasullerden kıldı. "
22
"Nimetim diye başıma kaktığın şey, İsrailoğullarını köleleştirmen yüzünden oluşan bir olaydır!"
23
Firavun dedi ki: "Peki, Rabb-ül alemin nedir?"
24
(Musa) dedi ki: "Semaların, arzın ve ikisi arasında olan şeylerin Rabbi (Esma'sından meydana getireni), eğer yakin ehliyseniz (bilirsiniz)!"
25
(Firavun) etrafında olanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
26
(Musa) dedi ki: "Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi. "
27
(Firavun) dedi ki: "Size irsal olunan bu Rasulünüz kesinlikle cinni etki altındadır. " (Rasullerin birçoğu hakikati dillendirdiğinde, cin etkisi altında olma ithamına maruz kalmıştır. A. H. )
28
(Musa) dedi ki: "Doğu, batı ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi. . . Eğer aklınızı kullanıyorsanız!"
29
(Firavun) dedi ki: "Andolsun ki, eğer benim gayrımı tanrı edinirsen, seni zindana attırırım!"
30
(Musa) dedi ki: "Apaçık bir şey ile (apaçık bir delil olarak) sana gelmişsem de mi?"
31
(Firavun) dedi ki: "Hadi göster bakalım, eğer doğru söyleyenlerden isen?"
32
(Musa da) asasını bıraktı; birden o kesinlikle yılan olarak göründü!
33
(Musa) elini çekip çıkardı (gömleğinden), bakanlar bembeyaz gördü!
34
(Firavun) çevresindeki ileri gelenlerine dedi ki: "Muhakkak ki bu çok bilen bir sihirbaz. . . "
35
"Sihri ile sizi mekanınızdan çıkarmayı diliyor. . . Nedir öneriniz?"
36
Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. . . Şehirlere de haberciler yolla. . . "
37
"Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler!"
38
Nihayet sihirbazlar belirlenen zamanda, bilinen bir yerde toplandılar.
39
İnsanlara: "Hepiniz toplandınız mı?" denildi.
40
"Eğer galip gelirlerse, muhtemelen biz sihirbazlara tabi oluruz" (dedi halk).
41
Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a dediler ki: "Peki biz galip gelirsek, bir kazancımız olacak mı?"
42
(Firavun): "Evet" dedi. . . "Siz o takdirde benim en yakınlarım olacaksınız. "
43
Musa onlara dedi ki: "Atın (ortaya) bakalım elinizdekileri!"
44
Onlar da iplerini ve asalarını attılar ve: "Firavun'un izzetine yemin olsun, galip geleceğiz" dediler.
45
Musa da asasını attı; bir de ne görsünler, o (asa), onların var gösterdiklerini kapıp yutuyor!
46
Bunu gören sihirbazlar, yere kapandılar Musa önünde!
47
Dediler ki: "Alemlerin Rabbine iman ediyoruz. . . "
48
"Musa'nın ve Harun'un Rabbine!"
49
(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden mi Ona iman ettiniz? Kesinlikle O, size sihri öğreten büyüğünüzdür. . . Yakında bileceksiniz. . . Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestirip, kesinlikle hepinizi toptan astıracağım. "
50
(İman eden sihirbazlar da) dediler ki: "Zararı olmaz! Kesinlikle biz Rabbimize (hakikatimize) dönücüleriz. "
51
"Biz ilk iman edenler olarak, Rabbimizin hatalarımızı mağfiret edeceğini umuyoruz. "
52
Musa'ya: "Kullarımı gece oradan götür. . . Siz takip edileceksiniz" diye vahyettik.
53
Firavun, şehirlere haberciler saldı. . .
54
"Bunlar (İsrailoğulları) önemsiz bir azınlıktır!"
55
"Ne var ki bizi öfkelendiriyorlar!"
56
"Doğrusu biz (her şeye) hazırlıklı bir topluluğuz" (dedi Firavun).
57
Bu yüzden onları bağ-bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
58
Hazinelerden, zenginliklerden!
59
İşte böyle. . . (Sonunda) onlara (Firavun hanedanına) İsrailoğullarını varis kıldık.
60
(Firavun ve ordusu) güneş doğarken onları izlediler.
61
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın çevresindekiler: "Bize yetiştiler" dediler.
62
(Musa) dedi ki: "Hayır! Rabbim benimledir; (kurtuluşun) yolunu gösterecektir!"
63
Musa'ya: "Asan ile denize vur" diye vahyettik. . . (Vurunca) patladı, ikiye yarıldı. . . Sonra her bir yan büyük bir dağ gibi oldu.
64
Diğerlerini de (takip edenleri) oraya yaklaştırdık.
65
Musa'yı ve Onunla beraber olanların hepsini kurtardık.
66
Sonra, ötekilerini suda boğduk.
67
Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders var! Onların çoğunluğu ise buna iman etmiş değillerdir.
68
Muhakkak ki senin Rabbin "HU"dur; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
69
İbrahim'in haberini de anlat onlara.
70
Hani (İbrahim) babasına ve toplumuna: "Neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.
71
Dediler ki: "Putlara kulluk ederiz, hep onlarla meşgulüz. "
72
(İbrahim) dedi ki: "Dua ettiğinizde sizi işitirler mi?"
73
"Yahut size fayda sağlıyor ya da zarar veriyorlar mı?"
74
Dediler ki: "Hayır! Fakat atalarımızı bunu uygular bulduk (biz de taklit ediyoruz onları)!"
75
(İbrahim) dedi ki: "Bir düşünün! Neye kulluk ediyorsunuz. . . "
76
"Siz ve geçmişteki atalarınız!"
77
"Kesinlikle onlar benim düşmanımdır. . . Sadece Rabb-ül alemin. . . "
78
"Ki O, beni yarattı. . . O bana hidayet eder. "
79
"Ki O, beni yedirip doyurur ve içirir. "
80
"Hastalandığımda, O'dur bana şifa veren. "
81
"Ki O, beni öldüren, sonra dirilten. "
82
"Ki O, Din hükümleri sürecinde hatalarımı mağfiret edeceğini umduğum. "
83
"Rabbim, bana bir hüküm hibe et ve beni salihlere dahil et!"
84
"Arkamdan geleceklere de hakikati iletmemi sağla!"
85
"Beni nimetler cennetinin varislerinden kıl!"
86
"Babamı mağfiret et! Muhakkak ki o, doğru inançtan sapanlardandı!"
87
"Ba's sürecinde beni rezil - rüsva etme!"
88
"O süreçte zenginlik de fayda vermez, oğullar da (fayda vermez). "
89
"Sadece, Allah'a kalb-i selim (şuurunda hakikat açığa çıkmış olan) ile gelmiş kimse müstesna!"
90
Korunmuşlara cennet (yaşantısı) yaklaştırılmıştır.
91
Hakikatten sapanlar içinse; cehennem önlerine getirilmiştir!
92
Onlara: "Nerede tapındığınız şeyler?" denildi.
93
"Allah dununda tapındıklarınız. . . Size yardım ediyorlar mı? Yahut kendilerine bir yardımları dokunur mu?"
94
Onlar (taptıklarınız) ve hakikatinden sapıp putlara tapanlar, onun içinde (cehennemde) tepetaklak yüzüstü yere çarpılmıştır!
95
İblis'in orduları da toptan (oraya atılmıştır).
96
Onlar orada tartışarak dediler ki:
97
"Tallahi, kesinlikle apaçık bir sapkınlık içinde imişiz!"
98
"Hani sizi Rabb-ül alemin ile eşit kılmıştık. "
99
"Bizi ancak o suçlular (hakikati inkar edenler) saptırdı. "
100
"Şefaatçimiz de yok. "
101
"Güveneceğimiz bir dostumuz da yok. "
102
"Keşke geri dönebilsek de (hakikate) iman etmenin getirisini elde etsek. "
103
Muhakkak ki bu olayda bir ders vardır. . . Onların çoğunluğu (hakikatlerine) iman etmiş değillerdir.
104
Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
105
Nuh toplumu da Rasulleri yalanladı.
106
Hani kardeşleri Nuh onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
107
"Kesinlikle sizin için güvenilir bir Rasulüm. "
108
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"
109
"Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Çalışmamın karşılığını yaşatacak olan sadece Rabb-ül alemin'dir!"
110
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin!"
111
Dediler ki: "En alt tabaka sana tabi oluyor iken, sana iman eder miyiz hiç?"
112
(Nuh) dedi ki: "Onların yaptıkları konusunda bilgim yok. . . "
113
"Onların yaptıklarının sonucu, Rabbimin bileceği iştir. . . Olayın şuuruna varsaydınız!"
114
"Ben iman edenleri uzaklaştırıcı değilim!"
115
"Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!"
116
Dediler ki: "Andolsun ki ey Nuh, eğer vazgeçmezsen kesinlikle taşlanarak öldürüleceksin!"
117
(Nuh) dedi ki: "Rabbim. . . Halkım kesinkes beni yalanladı!"
118
"Benimle onların arasını aç ki (layıklarını bulsunlar; Rasul aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar. "
119
Biz de Onu ve Onunla beraber olan kimselerle dolu gemiyle, onları kurtardık.
120
Sonra, onların ardında kalanları suda boğduk!
121
Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır. . . Ne var ki onların ekseriyeti iman edenler değillerdir!
122
Kesinlikle Rabbindir "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
123
Ad (Hud a. s. ın halkı) da Rasulleri yalanladı.
124
Hani kardeşleri Hud onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız (korunun; takva elde edin!)?"
125
"Şüphesiz ki ben sizin için güvenilir bir Rasulüm. "
126
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
127
"Bunun üzerine sizden bir karşılık istemiyorum. . . Çalışmamın karşılığı sadece Rabb-ül alemin'e aittir. "
128
"Siz her tepeye köşkler inşa edip, oyalanıyor musunuz?"
129
"Sonsuz yaşayacakmış gibi kale benzeri evler mi yaptırıyorsunuz?"
130
"Gücünüze dayanarak hakları ortadan kaldırıp, ele geçirdiğinize sahip oluyorsunuz!"
131
"Artık Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
132
"Bildiğiniz nimetlerle size yardım edenden korunun. "
133
"En'am (kurban edilebilir hayvanlar) ve oğullar verdi. "
134
"Bahçeler, pınarlar. . . "
135
"Doğrusu, çok büyük bir sürecin azabı üzerinizdedir (diye) korkuyorum. "
136
Dediler ki: "İster öğüt ver ister verme; bize birdir!"
137
"Bu eskilerin uydurmasıdır!"
138
"Biz azaba da çarpılmayacağız!"
139
Böylece Onu yalanladılar, biz de onları helak ettik! Muhakkak ki bu olayda bir mucize - ders vardır! Onların ekseriyeti de iman eden değillerdir.
140
Kesinlikle senin Rabbin'dir "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
141
Semud da Rasulleri yalanladı.
142
Hani kardeşleri Salih onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
143
"Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "
144
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
145
"Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "
146
"(Ne yaparsanız yapın) hep böyle güvende olacağınızı mı sanıyorsunuz?"
147
"Cennetler (bahçeler) ve pınarlar içinde. . . "
148
"Ekinler ve tomurcuklarıyla hurma ağaçları!"
149
"Hünerli ve keyifli olarak dağlardan evler yontuyorsunuz!"
150
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
151
"Yetkisini aşanların emrine itaat etmeyin!"
152
"Ki onlar (yetkilerini aşanlar) dünyada insanları yanlışa yönlendirirler, düzeltici olmazlar. "
153
Dediler ki: "Sen büyülenmişsin (etki altına girmişsin). "
154
"Sen yalnızca bizim benzerimiz bir beşersin (ama kendini farklı sanıyorsun)! Eğer sözünde sadıksan hadi bir mucize göster!"
155
(Salih) dedi ki: "Şu (başıboş) dişi deve. . . Onun da bir su içme sırası var, sizin develerinizin de. . . "
156
"(Sakın) ona kötülük yapmayın. (Aksi takdirde) sizi çok güçlü bir sürecin azabı yakalar. "
157
(Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.
158
Sonunda o azap onları çarptı! Muhakkak ki bu olayda bir işaret - ders vardır. . . Onların çoğunluğu iman etmemişlerdir!
159
Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
160
Lut toplumu da Rasulleri yalanladı.
161
Hani kardeşleri Lut onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
162
"Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "
163
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
164
"Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "
165
"İnsanlardan (dişileri bırakıp) erkeklerle mi yatmak istiyorsunuz?"
166
"Rabbinizin sizin için yarattığı kadınları bırakıyorsunuz! Hayır, siz sınırlarınızı aşan bir topluluksunuz!"
167
Dediler ki: "Andolsun ki ey Lut, eğer (bu söylemlerinden) vazgeçmezsen, kesinlikle (buradan) çıkarılacaksın!"
168
(Lut) dedi ki: "Gerçek şu ki, sizin bu fiillerinizden nefret ediyorum! (Faile değil, fiile nefret gerçeği vurgulanıyor. A. H. )"
169
"Rabbim, beni ve ehlimi (bunların) yaptıklarından kurtar. "
170
Bunun üzerine Onu ve ehlini toptan kurtardık.
171
Sadece gelmek istemeyen kocakarı (Lut a. s. ın iman etmeyen karısı) hariç!
172
Sonra diğerlerini yerle bir ettik!
173
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!
174
Muhakkak ki bu olayda da bir işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir.
175
Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
176
Ashab-ı Eyke de (orman halkı, Şuayb a. s. ın kavmi) Rasulleri yalanladı!
177
Hani Şuayb onlara dedi ki: "Korkup sakınmaz mısınız?"
178
"Ben kesinlikle güveneceğiniz bir Rasulüm. "
179
"O halde Allah'tan (kesinlikle yaptıklarınızın sonucunu yaşatacağı için) korunun ve bana itaat edin. "
180
"Bunun için sizden bir karşılık istemiyorum. . . Hizmetimin karşılığı yalnızca Rabb-ül alemin'e aittir. "
181
"Ölçmeyi tam yapın. . . Tartıda hile yapıp eksik vermeyin!"
182
"Sağlıklı ölçümleme ile ölçün!"
183
"İnsanların hakkını vermemezlik etmeyin ve düzgün düzeni bozmayın, dünyada taşkınlık yapmayın. "
184
"Sizi ve önceki nesilleri yaratandan (onlara yaptıklarının sonucunu yaşattığı ve size de yaşatacağı için) korunun!"
185
Dediler ki: "Sen yalnızca büyülenmişsin (etki altındasın)!"
186
"Sen bizim gibi bir beşersin! Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz!"
187
"Eğer sözünde sadıksan, hadi üzerimize semadan parçalar düşürt. "
188
(Şuayb) dedi ki: "Rabbim, yaptıklarınızı (yaratan olarak) daha iyi bilir. "
189
Böylece Onu yalanladılar da bu yüzden o kararan günün şiddetli azabı onları yakaladı. . . Muhakkak ki o aziym bir sürecin azabı idi.
190
Muhakkak ki bu olayda da işaret - ders vardır. . . Ne var ki onların çoğunluğu iman etmemiştir!
191
Kesinlikle Rabbin "HU"; El Aziyz'dir, Er Rahıym'dir.
192
Muhakkak ki O (Kur'an), Rabb-ül alemin'in tenzilidir (hakikatin olan El Esma mertebesinden şuuruna boyutsal iniştir)!
193
Er Ruh-ul Emin (Fuadına yansıyan Esma ilmi) Onunla (Cibril) indi!
194
Senin kalbine (şuuruna) ki, (bu bilgiye dayalı olarak) uyarıcılardan olasın!
195
Apaçık bir Arapça anlatım diliyle!
196
Şüphesiz ki O (hakikat bilgisi), öncekilerin hikmetli bilgilerinde de vardır.
197
İsrailoğullarının alimlerinin Onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
198
Eğer Onu Arapça bilmeyen birine inzal etseydik;
199
Onu, onlara bildirseydi; gene Ona iman etmezlerdi.
200
İşte Onu, (hakikati inkar) suçu işleyenlerin akıllarına bu kadar sokarız!
201
Feci azabı görünceye kadar Ona iman etmezler.
202
(Ölüm azabı) onlara, düşünmedikleri bir anda, ansızın gelir! (Ölüm, en büyük azaptır; çünkü kişi ölümü tadarak hakikatini bizzat müşahede eder ve hakikatinin hakkını veremediğini kavrar; artık bunun gereğini yerine getirme imkanı kalmadığını idrak ederek çok büyük bir pişmanlığın azabı içine düşer. A. H. )
203
(O vakit) derler ki: "Bize ek süre tanınır mı ki?"
204
Azabımızın kendilerinde açığa çıkmasını acele mi istiyorlar?
205
Görüyorsun işte. . . Onları senelerce çeşitli nimetlerle zevklendirsek,
206
Sonra, uyarıldıkları başlarına gelse. . .
207
Sahip olduklarıyla yaşadıkları zevkler, onlara hiçbir yarar sağlamaz!
208
Biz, uyarıcıları gelmemiş hiçbir bölge halkını helak etmedik.
209
(Önce) hatırlatma olur! Biz haksızlık etmeyiz!
210
Onu (Kuran'ı) şeytanlar oluşturmadı!
211
Onların işlevine uymaz! (Zaten) buna yetecek kuvvelere de sahip değillerdir!
212
Muhakkak ki onlar algılama kapasitesinden yoksundurlar!
213
O halde Allah (hakikati ortada iken) yanı sıra tanrı kavramına yönelme! Yoksa azabı yaşayacaklardan olursun!
214
Uyarmaya en yakınlarından başla!
215
İman edenlerden sana tabi olanları kanadının altına al!
216
Eğer sana asi olurlar ise de ki: "Ben yaptıklarınızdan beriyim!"
217
(Hakikatin olan Esma mertebesine) Aziyz Rahıym'e tevekkül et!
218
Ki O, işlevine kalktığında seni görür. . .
219
Secde edenler içinde yer aldığını da!
220
Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Aliym'dir.
221
Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?
222
Kendini aldatan vebal sahibini etkilerler!
223
Kendilerini aldatanlar, (şeytanlara - bilinçteki aldatıcı fikirlere) kulak verirler ve onların ekseriyeti yalancıdırlar.
224
Şairler (şiirlerle duygusallığı tahrik ederek, insanları tanrı edindiklerine tapınmaya yönlendirenler); onlara hakikatten sapanlar tabi olur.
225
Görmez misin ki onlar hayal - evham dünyalarında yaşarlar!
226
Muhakkak ki onlar yapmayacakları şeyleri söylerler!
227
Ancak (hakikate) iman edenler ve imanın gereğini uygulayanlar, Allah'ı çok zikredenler ve zulme uğradıktan sonra zafere ulaşanlar müstesna. . . (Nefslerine) zulmedenler, yakında hangi dönüşüme uğrayacaklarını kavrayacaklar (ama iş işten geçmiş olacak)!