74
SURE

Müddessir Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey bürünüb sarınan (Habibim),
2
kalk, artık (kafirleri azab ile) korkut.
3
Rabbini büyük tanı,
4
elbiseni (bundan sonra da) temizle (mekde devam et),
5
azab (a götürecek şeyleri) terk (de yine sebat) eyle.
6
İyiliği — çoğu isteyerek — yapma.
7
Rabbin (in rızaası) için katlan.
8
Çünkü o boru üfürülünce,
9
(9-10) işte o (vakit, o gün) kafirlerin aleyhinde pek çetin bir gündür. Kolay değil.
10
(9-10) işte o (vakit, o gün) kafirlerin aleyhinde pek çetin bir gündür. Kolay değil.
11
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
12
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
13
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
14
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
15
Sonra da o (bütün bunlara rağmen) hırs ile daha da artırmamı ister.
16
Hayır (kat'iyyen artırmayacağım). Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine bir inadcı (kesilmiş) dir.
17
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
18
Çünkü o (Kur'an hakkında ne diyeceğini) uzun uzadıya düşündü, (kendine göre guya bir) ölçü koydu.
19
Hay kahr olası! Ne biçim ölçü kurdu o?
20
Yine kahr olası, nasıl ölçü yapdı o?!
21
Sonra bakdı.
22
Sonra (ümidsizliğinden ve öfkesinden) kaşlarını çatdı, suratını asdı.
23
En son arka çevirdi ve büyüklük tasladı da,
24
"Bu, dedi, (sihirbazlardan öğrenilib) rivayet edilen bir sihirden başkası değil".
25
"Muhakkak bu, insan sözünden başkası değil".
26
Onu cehenneme sokacağım ben.
27
Sen biliyor musun, cehennem nedir?
28
Hem (bedeninden hiçbir eser) bırakmaz (hepsini helak eder), hem yine (eski haaline getirib aynı azabı yapmakdan) vaz geçmez o,
29
insana çok susamışdır.
30
Üzerinde on dokuz (melek) vardır.
31
Biz o ateşin bekçi (lik) lerine meleklerden başkasını me'mur etmedik. Sayılarını da küfredenler için — başka değil — ancak bir fitne yapdık ki kendilerine kitab verilenler sağlam bilgi edinsin (ler), iman edenlerin de inanları artsın. (Hulasa) hem kendilerine kitab verilenler, hem mü'minler (bu hususda) şüpheye düşmesin (ler). Kalblerinde maraz bulunanlarla kafirler dahi "Allah bu (aded) le, misal olarak, yeni murad etmiş?" desin (ler). İşte Allah, kimi dilerse böylece şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola getirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. O, insan (lar) için öğüdden başkası değildir.
32
Fakat ne gezer! Andolsun aya,
33
(Gündüzün hitamiyle) dönüb geldiği zaman geceye,
34
ağardığı dem sabaha ki,
35
hakıykaten (o cehennem) büyük büyük (bela) lardan biridir,
36
(36-37) İnsan (lar) için, sizden ileri gitmek, yahud geri kalmak isteyenler için en korkutucu olmak bakımından.
37
(36-37) İnsan (lar) için, sizden ileri gitmek, yahud geri kalmak isteyenler için en korkutucu olmak bakımından.
38
Her nefs, kazandığı (kesb-ü ihtiyar etdiği) şey mukaabilinde bir rehindir.
39
Ancak sağcılar böyle değil.
40
(Onlar) cennetlerdedirler. Soruşurlar,
41
günahkarları (n hallerini):
42
"Sizi cehenneme sokan nedir"?
43
(Günahkarlar) dediler (derler): "Biz namaz kılanlardan değildik".
44
"Yoksula yedirmezdik",
45
"Biz de (baatıla) dalanlarla beraber dalardık",
46
"Ceza (ve hisab) gününü de yalan sayardık".
47
"Nihayet bize ölüm gelib çatdı".
48
Artık şefaat edicilerin hiçbir şefaati onlara faide vermeyecek.
49
Böyle iken şunlara ne oluyor ki (haala) öğüd (kabul etmek) den yüz çeviricidirler?
50
(50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşi eşeklerdir!
51
(50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşi eşeklerdir!
52
Evet, onlardan herkişi kendisine neşredilecek sahifeler verilmesini ister.
53
Hayır (bu isteyişleri boşdur). Daha doğrusu onlar ahiretden korkmazlar.
54
Gerçek, o (Kur'an) hiç şüphesiz bir öğüddür.
55
Onun için kim dilerse (onu okuyarak, alacağı) öğüd (ü, ibreti) alır.
56
Bununla beraber Allahın dileyeceğinden başkaları o öğüdü almazlar ki (Onun azabından) korunmıya ehil olan da odur, yarlığanmıya ehil olan da o.