67
SURE

Mülk Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
(Bütün) mülk (-ü tasarruf, ilahi kudretinin) elinde bulunan (Allah) ın şanı ne yücedir! O, her şey'e hakkıyle kaadirdir.
2
O, hanginizin daha güzel amel (ve hareket) edeceğini (hakkınızda) imtihan etmek için ölümü de, dirimi de takdir eden ve yaratandır. O, gaalib-i mutlakdır, çok yarlığayıcıdır.
3
O, birbiriyle ahenkdar yedi gök yaratmış olandır. O çok esirgeyici (Allah) ın yaratışında hiçbir nizamsızlık görmezsin. İşte gözü (nü bir defa daha göğe) çevir, (bak, orada) hiçbir çatlak görecek misin?
4
Sonra gözü (nü) iki kerre daha çevir. (Nihayet) o göz, hor ve hakir yine sana dönecekdir ve o, (artık bir kusur bulabilmekden) yorulmuşdur.
5
Andolsun ki biz yere en yakın olan göğü kandillerle donatdık. Bunları şeytanlara da atış taneleri yapdık ve onlara çılgın ateş (cehennem) azabı hazırladık.
6
Rablerine küfredenler için de (böyle) cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüşdür!
7
Onun içine atıldıkları zaman onun kaynar haldeki bed sesini işitdiler (işidirler).
8
Öfkesinden hemen hemen çatlayacak gibi olur o. (Onlardan) her güruh, içine atıldıkça kendilerine bekçileri sordular (sorarlar): "Size, (bu) azab ile korkutan (bir peygamber) gelmedi mi?"
9
Onlar "Evet, dediler (derler), gerçek bize, (bu) azab ile korkutan peygamber gelmişdir. Fakat biz (onları) yalan saydık ve Allah hiç birşey indirmemişdir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz dedik".
10
Ve (şunu) söylediler (söylerler): "Eğer bizi dinler, yahud aklımızı kullanır (insanlar) olsaydık şu çılgın cehennem yaranı içinde bulunmazdık."
11
Bu suretle günahlarını i'tiraaf etdiler (ederler). (Ko Allah) Cehennem yaranını (rahmetinden) koğsun!
12
Filhakıyka, Rableri (nin azab) ından gıyaben korkanlar (yok mu?) onlar için hem mağfiret var, hem büyük mükafat.
13
(Ey kafirler) sözünüzü (ister) gizleyin, ister onu açıklayın. Çünkü O, sinelerin özünü bile hakkıyle bilendir.
14
Yaratıb duran (Allah) mı bilmeyecekmiş? O, latıyfdir, her şeyden haberdardır.
15
O, yeri, sizin faidenize, hor (ve müsahhar) kılandır. O halde onun omuzlarında yürüyün. (Allahın) rızkından yeyin. (Fakat şunu daima hatırlayın ki) son gidiş ancak Onadır (Allahadır).
16
(Bu alemin tedbirine müvekkel olan) gökdeki (melek) lerden, (Allahdan), sizi yere batırıvermesinden emin mi olduunz? O vakit bakarsınız ki o (arz durmayıb) çalkanmakdadır.
17
Yoksa gökdeki (melek) lerin, (Allahın izniyle), üstünüze taş yağdırıcı (rüzgar) göndermesinden emin mi oldunuz? Siz (o zaman) tehdidimin nice olduğunu bileceksiniz.
18
Andolsun ki onlardan evvelkiler de tekzib etmiş (ler) di. (Bak) benim inkarım (da) nice oldu !
19
Onlar, üstlerinde kanadlarını açarak, kapayarak uçan kuşları da görmediler mi? Bunları (cevv-i hevada) — O rahmeti her şey'i kaplayan — (Allah) dan başkası tutmuyor. Şübhesiz ki O, herşey'i hakkıyle görendir.
20
Rahmetiam ve şamil olan (Allah) a karşı size (kurtarıcı bir) yardımda bulunabilecek olan kimdir? Şu sizin ordunuz mu? Kafirler gurur dan başkası içinde değildirler.
21
O, eğer rızkını tutub kesiverirse şu size rızık verebilecek kim? Hayır, onlar bir azgınlık, (Hakdan) bir nefret içinde mütemadiyen inad etmişlerdir.
22
Şimdi yüz üstü, düşe kalka yürümekde olan kimse mi daha çok hidayete erendir, yoksa doğru bir yol üzerinde düpedüz, (dimdik) yürüyen mi? (Düşünün).
23
(Habibim) de ki: "O, sizi yaratan, size kulak (lar), gözler gönüller verendir. Siz ne az şükredersiniz".
24
De ki: "O, sizi yer (yüzün) de zürriyet haalinde yaratıb yayandır ve nihayet (hepiniz) ancak Ona toplanıb götürüleceksiniz".
25
(Kafirler, mü'minlere istihza ile) "Eğer siz doğru söyleyenlerseniz şu va'din (tehdidin tehakkuku) ne zaman?" derler.
26
De ki: O (nun vaktına aid) bilgi ancak Allahın nezdindedir. Ben sadece Allahın azabını apaçık haber veren (bir peygamber) im".
27
Artık onu yakında gördükleri zaman o küfredenlerin yüzleri kötü bir haale getirilmiş ve (onlara) "İşte bu, sizin (çarçabuk istediğiniz ve aksini) iddia etdiğiniz şeydir" denilmişdir (denilecek).
28
De ki: "Eğer Allah beni ve benimle beraber olan (mü'min) leri (arzunuz vech ile) helak eder, yahud (bizi) esirgerse ya kafirleri acıklı azabdan kurtaracak kimdir?"
29
De ki: "(Sizi kendisine davet etdiğimiz) O (Zat-i ecelle ve a'la), rahmeti bütün yaratdıklarına şamil olan (Allah) dır ki biz Ona iman etdik ve ancak Ona güvenib dayandık. Artık apaçık bir sapıklık içinde bulunan kimmiş? İleride siz de bileceksiniz".
30
De ki: "Eğer suyunuz yerin dibine savulub giderse kim akar bir su getirir, (bana) söyleyin".