58
SURE

Mücadele Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
(Habibim) zevci hakkında seninle direşip duran, (nihayet haalinden) Allaha da şikayet etmekde olan (kadın) ın sözünü (umulduğu vech ile) Allah dinlemişdir. Allah sizin konuşmanızı (zaten) işidiyordu. Çünkü Allah hakkıyle işidici, kemaliyle görücüdür.
2
İçinizden "Zıhar" yapagelenlerin karıları onların anaları değildir. Anaları kendilerini doğuranlardan başkası değildir. Şübhe yok ki onlar her halde çirkin ve yalan bir laf söylüyorlar. Muhakkak Allah çok bağışlayıcı, çok yarlığayıcıdır.
3
Kadınlarından zıhar ile ayrılmak isteyib de sonra dediklerini geri alacaklar (için), birbiriyle temas etmezden evvel, bir köle azad etmek (lazımdır), işte size bununla öğüt veriliyor. Allah, ne yaparsanız, hakkıyle haberdardır.
4
Fakat kim (bunu) bulamazsa, (yine) birbiriyle temas etmezden evvel, faasılasız iki ay oruç (tutsun). Buna da güc yetiremezse altmış yoksul (doyursun). (Keffaretdeki) bu (hafifletme) Allaha ve peygamberine iman (da sebat) etmekde olduğunuz içindir. Bu (hükümler) Allahın (ta'yin etdiği) hadlerdir. (Bunları kabul etmeyen) kafirler için ise elem verici azab vardır.
5
Allaha ve peygamberine muhaalefet etmekde olanlar, kendilerinden evvelkilerin uğratıldıkları zillet gibi zillete (ve helake) giriftar edilmişlerdir. Halbuki biz (onlara) açık açık ayetler de indirmişizdir. (Bunları inkar eden) kafirlere horlayıcı bir azab vardır,
6
O günde ki Allah onların hepsini diriltecek de kendilerine neler yapdıklarını haber verecekdir. Allah (bütün) on (lar) ı saymışdır, Onlarsa bunu unutmuşlardır. Allah her şey'e hakkıyle şahiddir.
7
Gör (üb gibi bil) medin mi ki göklerde ne var, yerde ne varsa Allah, şüphesiz (hepsini) bilir. Her hangi bir üçden bir fısıltı vaaki' olmaya dursun, muhakkak ki O, bunların dördüncüsüdür. Bir beşden vukuua gelmeye dursun, ille O, bunların altıncısıdır. Bundan daha az, daha çok vaaki olmaya dursun, ille O, nerede olsalar, bunların yanındadır. Sonra bütün yapdıklarını kıyamet gününde kendilerine haber verecekdir O. Çünkü Allah, her şey'i hakkıyle bilendir.
8
Fısıltı (ile konuşmak) dan men'edilib de sonra men'edildikleri (o haale) dönmekde ve günahı, düşmanlığı ve peygambere ısyaanı fısıldaşmakda olanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni Allahın selamlamadığı bir şeyle selamlarlar. Kendi aralarında da "Allah bizi söyleye geldiğimiz yüzünden azablandırmalı değil miydi?" derler. Onlara cehennem yeter. Oraya girecekler, işte o, ne kötü dönüş yeridir!
9
Ey iman edenler, aranızda gizli konuşacağınız vakit günahı, düşmanlığı, peygambere isyanı fısıldaşmayın. iyiliği, takvayı fısıldasın ve ancak huzuurunda toplanacağınız Allahdan korkun.
10
(Öyle) fısıltı sırf şeytandandır. iman edenleri tasaya düşürmek içindir bu. Halbuki bu, Allahın izni olmaksızın, onlara (mü'minlere) hiçbir şeyle zarar verici değildir. O halde mü'minler ancak Allaha güvenib dayansın (lar).
11
Ey iman edenler size meclislerde "yer açın" denildiği zaman genişletin ki Allah da size genişlik versin. "Kalkın" denilince de kalkıverin. Allah, içinizden iman etmiş olanlarla kendilerine ilim verilmiş bulunanların derecelerini artırır. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.
12
Ey iman edenler, siz peygambere mahrem birşey arzetmek istediğiniz vakit (bu) mahrem konuşmanızdan evvel sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı, daha temizdir. Eğer bulamazsanız şüphe yok ki Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
13
Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar vereceğinizden korkdunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etdi. O halde dosdoğru namazı kılın. Zekatı verin. Allaha ve peygamberine (diğer emirlerinde de) itaat edin. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.
14
Allahın, kendilerine gazab etdiği bir kavmi dost edinenleri görmedin mi? Bunlar sizden de değildir, onlardan da değildir. Kendileri de bilib dururlarken, onlar yalan yere yemin ederler.
15
Allah onlar için çetin bir azab hazırladı. Hakıykat onların yapmakda oldukları (işler) ne kötüdür!
16
Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler de (bununla insanları) Allah yolundan çevirdiler. İşte onların hakkı horlatıcı bir azabdır.
17
Onları ne malları, ne evladları hiçbir vech ile Allah (ın azabın) dan, kaabil değil, kurtaramaz. Onlar ateş yaranıdırlar. Onlar orada ebedidirler.
18
O gün Allah, onların hepsini diriltecek de Ona da — size yemin etdikleri gibi — yemin edeceklerdir. Onlar hakıykaten birşey üzerinde olduklarını sanırlar. Gözünüzü açın ki onlar cidden yalancıların ta kendileridir.
19
Bunları şeytan istila etmiş, artık o, bunlara Allahı hatırlamayı bile unutdurmuşdur. Bunlar şeytan fırkası (mensubları) dır. Gözünüzü açın ki şeytan fırkası (na tabi' olanlar) hakıykaten hüsrana düşenlerin ta kendileridir.
20
Allaha ve peygamberine muhaalefet edenler (yok mu?) onlar şübhesiz ki en çok zillete düşenlerin içindedir.
21
Allah (şöyle) yazmışdır: "Andolsun ki ben gaalib geleceğim, peygamberlerim de". Şübhesiz Allah yegane kuvvet saahibidir, mutlak gaalibdir.
22
Allaha ve ahiret gününe imanda sebat eden hiçbir kavmin Allaha ve resulüne muhaalefet eden kimselerle — velev ki onlar, bunların babaları, ya oğulları, ya biraderleri, yahud soysopları olsunlar — dostlaşacaklarını görmezsin. Onlar, o kimselerdir ki (Allah) imanı kalblerine yazmış, bunları kendinden bir ruuh ile desteklemişdir. Bunları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacakdır. Bunlar orada ebedi kalıcıdırlar. Allah onlardan raazi olmuşdur. Onlar da Allahdan hoşnud olmuşlardır, işte onlar Allah fırkasıdır. Gözünüzü açın ki Allah fırkası (mensubları) umduklarına erenlerin ta kendileridir.