37
SURE

Saffat Suresi

Mustafa İslamoğlu • Hayat Kitabı Kur’an
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Şahit olsun sıra sıra dizenler ve dizilenler,
2
Vazgeçirip set çekenler,
3
Uyarmak için peşpeşe gelenler...
4
Elbet, ilahınızın bir tek olduğunda şüphe yoktur;
5
gökleri, yerin ve onların arasındaki her şeylerin Rabbi; ve bütün doğuların Rabbi.
6
Şüphesiz Biz, yerin en yakın göğünü yıldızların güzelliğiyle süsledik;
7
üstelik (onları) her isyankar Şeytanın tasallutundan koruduk,
8
ki yüce katın sakinlerini dinleme (girişiminde) bulunamasınlar ve her yandan yüz geri edilsinler;
9
(dünyada) dışlansınlar ve (ahirette de) sürekli bir azaba mahkum olsunlar;
10
ancak bir (bilgi) kırıntısı kapanlar olursa, onlar da delik deşik eden bir ateş korunun pençesine düşsünler.
11
Onlardan şu sorunun cevabını iste: "Kendileri yaratılışça (takdir ettiğimizden) daha üstün ve güçlü müdürler, yoksa Bizim yarattığımız (ve çok iyi bildiğimiz Şeytansı) birileri midir? Açık gerçek şu ki, onları konsantre bir balçık türünden yaratan Biziz.
12
Ama hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken, onlar işin şakasındalar;
13
hatırlatıldığı zaman da öğüt almazlar;
14
ve bir ayet gördüklerinde küçümsemeye kalkarlar;
15
ve derler ki: "Açıkca bu, büyü(leyici söz)den başka bir şey değil:
16
ne yani, biz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra tekrar mı diriltileceğiz?
17
Yani, önden giden atalarımız da mı?"
18
"Evet" de, "Hem de rezil rüsva bir halde!"
19
Nitekim o (gün) bir tek sarsıcı komut yankılanır: ve işte o an onlar bön bön bakakalır;
20
ve "Eyvah! Bu, işte o Hesap Günü budur!" derler.
21
İşte bu, yalanlayıp durduğunuz (iyi ile kötünün) arasını ayırma günüdür:
22
Toplayın bütün o zalimleri, onların türdeşlerini ve kulluk ettikleri her şeyi!
23
Allah'tan başka her şeyi... Ve hepsini gözleri fal taşı gibi açacak bir ateşe yönlendirin;
24
ve onları orada alıkoyun: çünkü onlar sorgulanacaklar!
25
(Denilecek ki): "Ne oldu, neden birbirinize yardım etmiyorsunuz?"
26
Ama hayır, onlar o gün Allah'a ister istemez teslim olacaklar.
27
Ve birbirlerine yönelerek başlayacaklar hesap sormaya...
28
(Bir kısmı) şöyle diyecek: "Siz bize hep suret-i haktan görünerek yanaşırdınız."
29
(Diğerleri) "Asla" diyecekler, "Siz zaten hiç inanmamıştınız!
30
Hem bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktur: bilakis siz küstah ve azgın bir topluluktunuz!
31
Fakat şimdi Rabbimizin sözü hepimizin aleyhine gerçekleşti: hepimiz (yaptıklarımızın) acısını elbette tadacağız.
32
Fakat biz sizi (aldatmadık), açıkca saptırdık; çünkü biz zaten sapıtmış kimselerdik.
33
Şu halde onlar o gün azapta da ortak olacaklar;
34
çünkü Biz suçu tabiat haline getirenlere işte böyle davranacağız.
35
Şu bir gerçek ki, ne zaman kendilerine "Allah'tan başka ilah yoktur" denilmişse, mutlaka küstahça kibirlenmişler
36
ve "Ne yani, şimdi kalkıp da mecnun bir şairin sözüne uyup ilahlarımızı mı terk edelim?" demişlerdir.
37
Hayır! Bilakis o, hakikati getirmiş ve (önceki) elçileri tasdik etmiştir.
38
Şu kesin ki siz, acıklı bir azabı hak ettiniz;
39
ve yaptıklarınızın dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız.
40
Ancak, imanını saf ve temiz tutma çabalarını Allah'ın desteklediği kulları hariç:
41
işte onlar için (ahirette) belirlenmiş bir rızık vardır;
42
lezzet kaynağı her tür ürün... Zira onlar (tarifsiz bir) ikrama mazhar olacaklar;
43
nimetlerle tıka basa dolu olan cennetlerde;
44
muhteşem tahtlarda birbirlerini sevgi dolu gözlerle süzerek...
45
Aralarında kaynağından doldurulmuş kadehlerle kendilerine servis yapılacak;
46
içenlere tarifsiz bir lezzet veren berraklıkta olacak;
47
ne zahmet verecek ne de sarhoş edecek;
48
ve yanlarında gözü dışarıda olmayan tatlı bakışlı eşler;
49
sanki kumda gizlenmiş deve kuşu yumurtaları gibi kusursuz...
50
İşte onlar da (berikiler gibi) birbirlerine yönelerek sualler soracaklar.
51
İçlerinden biri diyecek ki: "Bir zamanlar benim bir arkadaşım vardı;
52
bana, "Sahi, sen gerçekten de onun doğruluğunu tasdik mi ediyorsun?" derdi;
53
"Ne yani, biz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra hesap vereceğiz, öyle mi?" (diye eklerdi).
54
(Sözüne devamla) sordu: "Onun halini görmek ister misin?"
55
Bunun üzerine bakar ve onu dehşet verici bir ateşin göbeğinde görür.
56
"Aman Allah'ım!" der, "Az kalsın beni mahvedecektin!
57
Eğer Rabbimin yardımı olmasaydı, ben de burada tutulanlardan olmuştum!
58
(Cennet arkadaşlarına yönelerek): "Biz bir daha asla ölmeyeceğiz, değil mi?
59
(Ölüm) sadece şu ilk ölümümüzdü; ve biz artık asla azaba uğratılmayacağız (değil mi)?
60
Evet bu, işte budur muhteşem zafer!"
61
Çalışıp çabalayanlar, işte buna benzer bir akıbet için çalışmalılar.
62
Şimdi konuğu böyle ağırlamak mı iyidir, yoksa zehir zakkumla (ağırlamak) mı?
63
Şüphe yok ki Biz onu zalimler için bir imtihan vesilesi kıldık.
64
Elbet o cehennemin ta orta yerinde yetişen bir ağaçtır;
65
tomurcukları, yeleli yılanların başları gibi (albenili)dir;
66
ve onlar kesinlikle ondan yemeye ve karınlarını onunla tıka basa doldurmaya mecburdurlar;
67
sonra, onun üstüne bir de yürek dağlayıp iç kaldıran bir kokteyl yudumlayacaklar;
68
neticede son durakları, elbet gözleri faltaşı gibi açan ateş olacaktır.
69
Çünkü onlar sapık atalarının başlarına sardığı geleneği izlediler;
70
fakat kendileri atalarının izinden akılsızca seğirtiyorlar!
71
Doğrusu, onlardan öncekilerin çoğu da sapmıştı.
72
Ve elbette onların arasına da uyarıcılar göndermiştik:
73
dön de bir bak şu uyarılmış olanların akıbeti nasılmış?
74
Bunun tek istisnası var: imanını saf ve temiz tutma çabalarını Allah'ın desteklediği samimi kullar!
75
Doğrusu, (onlardan biri olan) Nuh da bizden imdat dilemişti; ve onun imdadına derhal yetişmemiz de güzeldi:
76
zira onu ve (inanç) ailesini büyük bir badireden kurtarmıştık;
77
onun (inanç) soyunu da baki kıldık:
78
geriden gelenlerin zihninde ona dair (örnek) bir hatıra bıraktık:
79
Bütün milletler arasında Nuh'a selam olsun!
80
Elbet Biz, iyi olup güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz;
81
çünkü o, Bizim gerçek iman sahibi kullarımızdandı;
82
nihayet (inkarda direnen) diğerlerini boğulmaya terk ettik.
83
Ve onun tarafında saf tutanlardan biri de elbet İbrahim idi:
84
Hani o Rabbine arı duru bir kalp ile yönelmişti;
85
o zaman babasına ve kavmine şöyle demişti: "Sizler nelere tapıyorsunuz böyle?
86
Ne yani! Allah'ı bırakıp da uyduruk ilahlara tapmakta ısrar mı ediyorsunuz?
87
Sahi siz, alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"
88
Ardından yıldızlara bir göz attı
89
ve "Ben rahatsızım!" dedi.
90
Bunun üzerine etrafındakiler, ondan yüz çevirip gittiler.
91
Derken o, onların putlarına usulca yaklaştı ve "Ne! Yoksa (önünüze konulanlardan) yemiyor musunuz?" dedi (ve ekledi):
92
"Size ne oldu böyle, yoksa konuşamıyor musunuz?"
93
Ve onların üzerine abanıp bütün gücüyle vurmaya başladı.
94
Derken etraftan koşarak başına üşüştüler.
95
O dedi ki: "Elinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?
96
Oysa sizi de yonttuklarınızı da yaratan Allah'tır."
97
Onlar "Onu (yakmak) için bir yapı yapın ve onu çılgınca yanan ateşin ortasına atın!" dediler.
98
Böylece ona zarar vermek istediler, ama biz onları rezil ettik.
99
Ve (İbrahim), "Ben Rabbime (kulluk edebileceğim bir yere) gideceğim, O bana yol gösterecektir" diyerek (şöyle yalvardı):
100
"Rabbim! Bana erdemli bir (evlat) bağışla!"
101
Bunun üzerine ona uyumlu ve olgun bir oğlan çocuğu müjdeledik.
102
Derken çocuk onun çaba ve tasasına ortak olacak olgunluğa eriştiğinde, (İbrahim) şöyle dedi: "Yavrucuğum! Kendimi rüyada seni kurban ederken görüyorum; bir bak bakalım, sen bu işe ne dersin?" (Oğul) "Babacığım!" dedi, "Sana emredileni yap; inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın."
103
Sonunda o ikisi Allah'a teslimiyetlerinin bir gereği olarak (vardıkları sonuca) uydular ve (babası) onu yüzüstü yatırınca,
104
Biz kendisine "Ey İbrahim!" diye seslendik:
105
"Artık rüyanı gerçekleştirmiş bulunuyorsun!" Nitekim Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
106
Hiç şüphesiz bu, elbet apaçık bir sınavdı.
107
Ve Biz ona fidye olarak muhteşem bir kurban verdik;
108
geriden gelen herkesin zihninde ona ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:
109
Selam olsun İbrahim'e!
110
İyileri Biz, işte böyle ödüllendiririz.
111
Zira o, Bizim gerçek mü'min kullarımızdan biriydi.
112
Bir de ona kendisini salih kullardan biri olan bir peygamberi, İshak'ı müjdeledik;
113
dahası onu ve İshak'ı mübarek kıldık: ama o ikisinin soyundan dürüst ve erdemli olan da var, kendisine açıkça zulmeden de.
114
Doğrusu Biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunmuştuk:
115
o ikisini ve onların kavmini büyük bir musibetten kurtarmıştık;
116
ve kendilerine yardım etmiştik de, sonunda galip gelen onlar olmuştu.
117
Onlara (hakkı batıldan seçip ayıran kitabı vermiş
118
ve o ikisini dosdoğru yola yöneltmiştik.
119
Nihayet geriden gelen herkesin zihninde o ikisine ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:
120
Selam olsun Musa ve Harun'a!
121
İyileri Biz işte böyle ödüllendiririz.
122
Zira onlar, Bizim gerçek mü'min kullarımız arasındaydılar.
123
Şüphe yok ki İlyas da elçilerden biriydi.
124
Hani kavmine demişti ki: "Ne o, sorumluluğunuzu idrak etmemekte direnecek misiniz?
125
Ba'le yalvarıp yakararak, Sanatkarların Mükemmelini göz ardı edeceksiniz, öyle mi;
126
Allah'ı, hem sizin hem de önden giden atalarınızın Rabbi olanı?
127
Derken onu da yalanladılar; bu yüzden onlar elbette yargılanacaklar.
128
Ancak, Allah'ın inancını saf ve temiz tutma çabasını desteklediği samimi kullar hariç.
129
Ve geriden gelen herkesin zihninde ona ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:
130
Selam olsun İlyas ve onun takipçilerine!
131
İyileri Biz, işte böyle ödüllendiririz.
132
Zira onlar, Bizim gerçek mü'min kullarımız arasındaydılar.
133
Şüphe yok ki Lut da elçilerden biriydi.
134
(Kavmi helak) olduğu zaman, onu ve (inanç) ailesini toptan kurtarmıştık;
135
geride kalıp toz olmayı tercih eden yaşlı bir kadın dışında,
136
En sonunda, diğerlerinin tamamını kahrettik;
137
ve siz onların mekanlarından gelip geçmektesiniz; her sabah
138
ve her akşam... Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
139
Şüphe yok ki Yunus da elçilerden biriydi.
140
Hani o efendisinden kaçan bir köle gibi ağzına kadar dolu bir gemiyle kaçmıştı.
141
Bunun ardından kur'a çekilmiş ve hayatı kayıp (denize atılmıştı).
142
Derken o derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken iri balık tarafından yakalanmıştı.
143
Fakat o eğer Rabbinin yüceliğini sürekli hatırda tutan biri olmasaydı,
144
yeniden diriliş gününe kadar onun karnında olacaktı.
145
Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;
146
ve onun başucunda bodur ve bol hevenkli bir bitki yeşerttik.
147
Yine onu yüz bin, hatta daha fazla kişiye (yeniden) elçi gönderdik.
148
Bu kez onlar iman ettiler; bu yüzden Biz de onlara bir müddet müreffeh bir hayat yaşattık.
149
İmdi onlardan şu sorunun cevabını iste: "Senin Rabbinin payına yalnızca kızlar onlara da oğullar düştü, öyle mi?
150
Yoksa melekleri dişiler olarak yarattık da, buna onlar mı tanık oldular?"
151
Bakın, işte bu tiplerin iftiraya düşkünlüklerinden dolayı ısrarla dedikleri şudur:
152
"Allah doğurdu!" Onlar var ya onlar, kesinlikle yalan söylüyorlar.
153
Sahi, O kızları oğlanlara tercih mi etmiş?
154
Ne oluyor size, nasıl böyle hüküm verebiliyorsunuz?
155
Hiç mi düşünmüyorsunuz?
156
Yoksa elinize apaçık bir belge mi geçti?
157
Eğer doğru söylüyorsanız, haydi (varsa) kendi kitabınızı getirin!
158
Bir de O'nunla görünmez ve ruhani varlıklar arasında bir soy bağı vehmettiler, oysa bu görünmez ve ruhani varlıklar da bilirler ki, onlar kesinlikle yargılanacaklar.
159
Yüceler yücesi olan Allah, onların her türlü tasavvur ve tanımlarının çok çok ötesindedir.
160
Ancak, inancını saf ve temiz tutma çabasını Allah'ın desteklediği samimi kulları böyle yapmazlar:
161
çünkü ne siz, ne de taptıklarınız;
162
hiç biriniz O'na karşı kimseyi ayartamazsınız;
163
ancak (göz göre göre) ateşe koşan kimseler hariç.
164
Hem, (samimi kullar derler) ki: "İçimizde, (Allah tarafından) kendisine bir yer tayin edilmemiş hiç kimse yoktur:
165
evet biziz (emre amade olup) saf saf duranlar, elbette biz;
166
yine biziz (O'nun) yüceliğini dile getirenler, elbet biz!"
167
Ama bir de ısrarla şöyle diyenler var:
168
Eğer geçmiş atalarımızdan bize tevarüs edilen ilahi bir uyarı devralmış olsaydık,
169
elbet biz de imanını saf ve temiz tutma çabasını Allah'ın desteklediği halis kullarından olurduk!"
170
Fakat (vahiy gelince de) onu inkar ettiler; ama zamanı gelince (ne fena yaptıklarını) bilecekler.
171
Ama doğrusu, has kullarımız olan elçilerimize geçmişte verilmiş bir sözümüz vardı.
172
mutlaka kendileri yardıma mazhar olacaklar;
173
elbet sonunda galip gelecek olan da Bizim ordumuz olacaktır.
174
Bu yüzden artık onlardan bir süreliğine uzak dur;
175
ve sen onları(n zavallı halini) gör, zamanı gelince onlar da (kendi perişan hallerini) görecekler.
176
Sahiden de, onlar azabımızın bir an önce gelmesini (gerçekten) istiyorlar mı?
177
Fakat o aniden kendi mekanlarında başlarına indiğinde, uyarılanlar berbat bir sabaha uyanmış olacaklar.
178
Yine de sen onlardan bir süreliğine uzak dur;
179
ve sen gözetle; onlar da yakında (günlerini) görecekler.
180
İzzet ve azamet sahibi Rabbin, insanların idrak evrenlerinin çok ötesinde aşkın bir yüceliğe sahiptir.
181
O'nun bütün elçilerine selam olsun!
182
Ve alemlerin Rabbine hamdolsun!