29
SURE

Ankebut Suresi

Suat Yıldırım • Kuran-ı Kerim ve Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Elif, Lam, Mim
2
Müminler sadece "İman ettik" demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tabi tutulmayacaklarını mı zannettiler?
3
Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir.
4
Kötülükleri işleyenler hükmümüzden kaçıp kurtulacaklarını mı zannettiler? Ne fena hükmediyorlar!
5
Kim Allah'a kavuşmayı ümid ediyorsa bilsin ki Allah'ın tayin ettiği vade mutlaka gelecektir. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.
6
Kim de cihad ederse sırf kendi nefsi hesabına cihad eder. Muhakkak ki Allah, alemlerden ve özellikle insanlardan müstağnidir, kimseye ihtiyacı yoktur.
7
İman edip güzel ve makbul işler yapanların elbette günahlarını örteceğiz ve onların yaptıkları çalışmaları en güzel şekilde mükafatlandıracağız.
8
Biz insana, yapacağı en hayırlı iş olarak, annesine ve babasına iyi davranmasını bildirdik. Ama bununla beraber, onlar senden, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, Bana şirk koşmanı isterlerse, itaat etme! Hepinizin dönüşü Bana'dır ve Ben de yapageldiğiniz şeyleri bir bir bildirip karşılığını vereceğim.
9
(9-10) İman edip güzel ve makbul iş yapanları elbet hayırlı insanlar arasına dahil edeceğiz. Kimi insanlar vardır ki "Allah'a iman ettim" der, fakat Allah yolunda olduğu için işkence edilince halkın bu baskısını, Allah'ın azabı gibi sayar. Şayet senin Rabbinden zafer ve galebe gelirse "Biz sizinle beraberdik" diyeceklerdir. Oysa Allah, insanların kalplerinin neleri sakladığını pek iyi bilmektedir.
10
(9-10) İman edip güzel ve makbul iş yapanları elbet hayırlı insanlar arasına dahil edeceğiz. Kimi insanlar vardır ki "Allah'a iman ettim" der, fakat Allah yolunda olduğu için işkence edilince halkın bu baskısını, Allah'ın azabı gibi sayar. Şayet senin Rabbinden zafer ve galebe gelirse "Biz sizinle beraberdik" diyeceklerdir. Oysa Allah, insanların kalplerinin neleri sakladığını pek iyi bilmektedir.
11
Elbet, Allah iman edenleri bilip ortaya çıkaracak, elbette, münafıkları da bilip ortaya çıkaracaktır.
12
Kafirler müminlere: "Bizim yolumuza tabi olun, günahlarınız bizim boynumuza, yükünüzü biz taşırız" derler. Oysa bunlar, ötekilerin hiçbir günahını yüklenmezler. Onlar açıkça yalancıdırlar.
13
Ama onlar mutlaka kendi yükleri ile beraber başka yükleri de yani başkalarını saptırmanın vebalini de taşımak zorunda kalacak ve kıyamet günü uydurdukları iftiralardan sorguya çekileceklerdir.
14
Çok önce Biz Nuh'u halkına resul olarak gönderdik. O da aralarında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Netice de onlar zulümlerine devam ederken tufan onları boğdu.
15
Onu ve gemide bulunanları kurtarıp o gemiyi ve o hadiseyi bütün insanlara ibret vesilesi yaptık.
16
İbrahim'i de resul olarak gönderdik. "Ey benim halkım!" dedi, "yalnız Allah'a ibadet edin ve O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, böyle yapmanız sizin için daha hayırlıdır."
17
Siz Allah'tan başka bir takım putlara tapıyorsunuz. Bunları Allah'a şerik yapmakla, açıkça yalan uyduruyorsunuz. Oysa Allah'tan başka ibadet ettiğiniz putlar, sizin rızıklarınızı yaratıp sizi rızıklandırmaya güç yetiremezler. O halde rızkınızı Allah nezdinde arayın, yalnız O'na ibadet edin ve O'na şükredin, sonunda yine O'nun huzuruna götürüleceksiniz."
18
"Şayet siz beni yalancı sayarsanız, sizden önceki birtakım ümmetler de resullerini yalancı saymıştı. Elçinin görevi imana zorlamak değil, sadece açıkça tebliğ etmektir."
19
Peki o inkar edenler dünyada gezerek Allah'ın, mahlukatı yoktan nasıl yarattığını, sonra da bu yaratmayı tekrar tekrar yaptığını görmüyorlar mı? Şüphesiz ki bu işler, Allah'a göre kolaydır.
20
De ki: "Dünyayı gezin dolaşın da, Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını anlamaya çalışın. Sonra, Allah tekrar yaratmayı da ölümden sonra diriltmeyi de gerçekleştirecektir. Allah elbette her şeye kadirdir."
21
O, dilediğini cezalandırır, dilediğine merhamet eder. Hepiniz O'nun huzuruna götürüleceksiniz.
22
Sizler ne yerde, ne gökte Allah'ın hakimiyetinin dışına kaçarak kurtulamazsınız. Sizin Allah'tan başka ne koruyanınız, ne de yardımcınız yoktur.
23
Allah'ın ayetlerini ve ahirette O'na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar, Ben'im merhametimden ümitlerini kesenlerdir. Onlara gayet acı bir azap vardır.
24
Halkının ona verdikleri cevap: "Öldürün onu!" veya "Ateşe atın!" demekten başka bir şey olmadı. Ateşe attılar ama Allah onu ateşten kurtardı. Elbette bunda iman edecek kimseler için ibretler vardır.
25
İbrahim onlara şöyle dedi: "Siz dünya hayatında Allah'tan başka birtakım sevgili putlar edindiniz. Ama sonra kıyamet günü gelince birbirinizi red ve inkar edecek, birbirinize lanet edeceksiniz. Barınacağınız yer ateş olacak ve kendinize hiçbir yardımcı bulamayacaksınız."
26
İbrahim'in söylediklerine Lut iman etti. İbrahim: "Ben" dedi, "Rabbimin emrettiği yere hicret edeceğim. O, aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)."
27
Biz İbrahim'e (evlat ve torun olarak) İshak ile Yakub'u ihsan ettik. Onun neslinden gelenlerde, peygamberliği ve vahyi devam ettirdik. Ona dünyada mükafatını verdik. O ahirette de elbette salihlerden olacaktır.
28
Lut'u da halkına resul olarak gönderdik. Onlara dedi ki: "Nedir bu haliniz? Siz dünyada sizden önce hiç kimsenin yapmadığı pek iğrenç bir şey yapıyorsunuz.
29
Allah'ın bu uyarmasından sonra siz hala şehvetle erkeklere varacak, yolu kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapmaya devam edecek misiniz?" Halkının ona cevabı şundan ibaret oldu: "Doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin, Allah'ın o azabını getir de görelim!"
30
"Ya Rabbi!" dedi, "bu müfsitler, bu bozguncular güruhuna karşı bana Sen yardım eyle!"
31
Melaikeden olan elçilerimiz İbrahim'e, (İshak'ın doğumuna) dair müjde getirdiklerinde: "Haberin olsun, dediler, biz bu şehrin halkını imha edeceğiz, çünkü oranın halkı büsbütün zalim kimselerdir."
32
İbrahim: "Ama Lut da orada!" deyince onlar şöyle cevap verdiler: "Orada bulunanları biz pek iyi biliyoruz. Onu ve yakınlarını kurtaracağız, yalnız eşi geride kalıp helak edilenler arasında olacak."
33
Elçilerimiz Lut'a gelince, onları, halkının tecavüzlerinden koruyamayacağı düşüncesiyle üzüldü, eli kolu bağlanıp göğsü daraldı. Onlar dediler ki: "Bizden yana endişe etme, üzülme! Biz seni ve yakınlarını kurtaracağız, yalnız eşin geride kalanlar arasında yer alacaktır."
34
"Büsbütün yoldan çıkmaları sebebiyle, biz bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz."
35
Biz aklını kullanıp düşünen kimseler için, o memleketten aşikar bir ibret vesilesi (harabe) bıraktık.
36
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı gönderdik, onlara dedi ki: "Ey benim halkım! Yalnız Allah'a ibadet edin, ahiret gününü bekleyin ve ülkede fesatçılık yaparak düzeni bozmayın!"
37
Fakat onlar kendisini yalancı saydılar. Bunun üzerine müthiş bir zelzele, kendilerini kıskıvrak yakalayıverdi, oldukları yerde çökekaldılar.
38
Ad ve Semud halklarını da imha ettik. Siz ey (Mekkeliler) bunu, kalan ev harabelerinden anlıyorsunuzdur.Şeytan onlara yaptıkları kötü işleri süsledi ve onları yoldan çıkardı. Halbuki onlar aklı fikri yerinde, açıkgöz kimselerdi.
39
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik. Musa kendilerine belgelerle, mucizelerle geldi, ama onlar o ülkede kibirlendiler, büyüklük tasladılar, fakat hükmümüzden kurtulamadılar.
40
Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık: Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.
41
Allah'tan başka hami, sığınacak tanrı edinenlerin durumu; tıpkı kendine yuva yapan örümceğin haline benzer. Halbuki en çürük yuva, örümcek ağıdır. Keşke bu gerçeği bir bilselerdi!
42
Allah, onların Kendisinden başka hangi varlıkları tanrılaştırıp yalvardıklarını elbette bilir. O, aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
43
İşte bazı gerçekleri anlatmak için, Biz bu kabil temsiller getiriyoruz, ama bunları, ancak ibret almasını bilenler anlar.
44
Allah gökleri ve yeri, gayesiz değil, hak ve hikmetle, gerçek bir gaye ile yarattı. Elbette bunda iman edecek kimseler için alınacak dersler vardır.
45
Sana vahyedilen kitabı okuyup tebliğ et, namazı hakkıyla ifa et. Muhakkak ki namaz, insanı, ahlak dışı davranışlardan, meşru olmayan işlerden uzak tutar. Allah'ı namazla anmak, elbette en büyük fazilettir. Allah bütün işlediklerinizi bilir.
46
Zulmedenleri hariç, Ehl-i kitab ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: "Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlahımız da sizin İlahınız da bir ve aynı İlahtır ve Biz O'na gönülden teslim olduk."
47
Biz, işte sana da bu Kitabı indirdik. Daha önce kitap verdiğimiz kimseler buna da iman ederlerdi. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim ayetlerimizi kafirlerden başkası inkar etmez.
48
Ey Resulüm! Sen vahyimizden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi.
49
(Şüpheye en ufak yer yok) O, kendilerine ilim nasib edilenlerin kalplerini aydınlatan parlak ayetlerdir. Evet, Bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası inkar etmez.
50
Onlar diyorlar ki: "Ona Rabbinden ayetler (mucizeler) indirilseydi ya! De ki: "Ayetler sadece Allah'ın nezdindedir. Sizin keyfinize göre değil, kendi hikmeti gerektirdiğinde Peygamberine verir. Ben ancak gerçek durumu bildiren, uyaran bir elçiyim."
51
Hem kendilerine okunan bu kitabı indirmemiz onlara kafi gelmiyor mu? Elbette bunda iman edecek kimseler için bir rahmet ve yeterli bir ders vardır.
52
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Gerçek ortada iken, batıla iman edip Allah'ı inkar edenler, işte asıl ziyana ve hüsrana uğrayanlar onlar olacaktır."
53
Senden çarçabuk başlarına azabı getirmeni istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir vadesi olmasaydı azap onlara muhakkak gelmişti bile! Fakat hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine ansızın gelecektir.
54
Senden çarçabuk başlarına azabı getirmeni istiyorlar. Ama ne diye böyle sabırsızlanıyorlar ki? Zaten cehennem kafirleri kuşatmış bulunuyor.
55
O gün azap onları hem üstlerinden hem ayaklarının altından kaplayacak da, Allah onlara: "Yaptıklarınızı tadın bakalım!" buyuracak.
56
Ey iman eden kullarım! Benim sizi yerleştirdiğim dünyam geniştir.(Bir yerde dininizi uygulayamazsanız başka yere hicret edebilirsiniz.) Onun için yalnız Bana ibadet ediniz.
57
Her can ölümü tadacaktır. Sonunda Bizim huzurumuza getirileceksiniz.
58
İman edip güzel ve makbul işler yapanları, cennetin yüksek köşklerine yerleştireceğiz. İçinden ırmaklar akan o cennetlere, onlar devamlı kalmak üzere gireceklerdir. İyi iş yapanların mükafatları ne güzel!
59
Onlar, sabreden ve yalnız Rab'lerine dayanıp güvenen müminlerdir.
60
Nice canlı mahluk var ki rızıklarını kendileri taşıyamazlar. Ama sizi de, bütün onları da rızıklandıran Allah'tır. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.
61
Eğer onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneş'i ve Ay'ı kim hizmetinize amade kıldı?" diye sorarsanız elbette "Allah!" diyeceklerdir. Öyleyse nasıl oluyor da bu gerçekten uzaklaştırılıyorlar?
62
Allah kullarından dilediğine bol rızık verir, dilediğinin nasibini de kısar. Muhakkak ki Allah her şeyi bilir.
63
Eğer onlara: "Gökten su indirip ölümünden sonra yeri canlandıran kimdir?" diye sorsan elbette: "Allah'tır!" diyeceklerdir. De ki: "Hamd olsun Allah'a ki, (kafirler bile onun bu vasıflarını inkar edemiyorlar.) Bütün hamdler, güzel övgüler aslında Allah'a mahsustur, fakat onların ekserisi bunu düşünüp anlamıyorlar."
64
Düşünseler şunu da anlarlardı ki: bu dünya hayatı geçici bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir ve ebedi ahiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir. Keşke bunu bir bilselerdi!
65
Gemide yolculuk yaparken boğulma tehlikesine düşünce bütün kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar. O da onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsanız ki yine müşrik oluvermişler!
66
Neticede kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük edip, güya geçici bir zevk alırlar. Alsınlar bakalım, yakında öğrenirler!
67
Görmüyorlar mı ki etraflarında bulunan insanlara saldırılırken, can güvenlikleri yokken, Biz Mekke'yi güvenli, emin bir belde yaptık. Hala mı batıla inanıp Allah'ın nimetlerini inkar edecekler?
68
Uydurduğu yalanı Allah'a isnad edenden veya kendisine gelen hakikati yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde yer mi yok!
69
Bizim uğrumuzda gayret gösterip mücahede edenlere elbette muvaffakiyet yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.