26
SURE

Şuara Suresi

Mustafa İslamoğlu • Hayat Kitabı Kur’an
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ta-Sin-Mim!
2
Bunlar Kitab'ın açık ve açıklayıcı olan ayetleridir.
3
Mü'min olmuyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.
4
Eğer dileseydik onlara semadan öyle bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi.
5
Ama onlara Rahman'ın katından yeni bir hatırlatıcı mesaj gelse, kesinlikle ondan yüz çevirirler.
6
Kaldı ki, işte onlar (bunu) da yalanladılar. Buna rağmen, alay edip durdukları haberler yine de karşılarına çıkarılacaktır.
7
Peki, şimdi onlar yeryüzüne bakıp da orada her çiftin iyi ve yararlı olanını bitirdiğimizi hiç mi görmezler?
8
Elbet bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır:
9
ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
10
Hani bir zamanlar Rabbin Musa'ya şöyle nida etmişti: "Şu zalimler güruhuna git;
11
Firavun'un kavmine!.. (Ve sor onlara): Hala Bana karşı sorumlu davranmayacaklar mı?"
12
(Musa): "Rabbim!" dedi, "Onların beni yalanlamasından endişe ediyorum!
13
Bundan dolayı göğsüm daralacak, dilim dolaşacaktır: işte bu yüzden Harun'a (da) elçilik ver!
14
Üstelik ortada onların lehine benim aleyhime olan bir suçlama da var; bundan dolayı onların beni öldürmelerinden çekiniyorum.
15
(Allah) buyurdu ki: "Asla (öyle olmayacak). Siz ikiniz ayetlerimizle gidiniz! Elbet Biz, sizinle birlikte (olup bitenlerin) takipçisiyiz.
16
Haydi artık, siz ikiniz Firavun'a gidiniz ve deyiniz ki: "Biz alemlerin Rabbinin mesajını taşıyoruz:
17
İsrailoğullarını bırak, bizimle gelsinler!"
18
(Firavun) dedi ki: "Seni daha çocukken aramıza alıp yerleştirmedik mi? Ve ömrünün uzun yıllarını aramızda geçirmedin mi?
19
Ama en sonunda sen yine yapacağını yaptın ve nankörlerden biri olup çıktın!"
20
"Evet o işi ben yaptım" dedi, "çünkü o sırada kendimi kaybetmiştim;
21
ardından da, sizden korktuğum için yanınızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana doğru düşünme yeteneği bahşetti ve beni elçiler arasına kattı.
22
Ve şu başıma kaktığın iyilik, İsrailoğullarını köleleştirmenin bir sonucuydu, (öyle değil mi)?"
23
Firavun: "Alemlerin Rabbi de neyin nesiymiş?" dedi.
24
(Musa): "Eğer gerçeğe boyun eğeceksen, (bil ki) O göklerin, yerin ve bunlar arasındaki her şeyin Rabbidir!"
25
(Firavun) çevresindekilere yönelerek "Ne diyor, duydunuz mu?" dedi.
26
(Musa) dedi ki: "O sizin de, sizin önden giden atalarınızın da Rabbidir"
27
(Firavun) dedi ki: "Size gönderil(diğini iddia ed)en elçiniz gerçekten de delinin tekiymiş."
28
(Musa) dedi ki: "Eğer kafanızı çalıştırırsanız anlayabilirsiniz ki O, doğunun, batının ve bu ikisi arasında kalan her varlığın Rabbidir!"
29
(Firavun) dedi ki: "Eğer sen benden başka bir ilahta ısrar edersen, seni kesinlikle mahpuslar arasına katarım!"
30
(Musa) dedi ki: "Sana, (hakikati) bütün açıklığıyla ortaya koyan bir şeyle gelmiş olsam da mı?"
31
(Firavun) dedi ki: "Eğer doğru sözlü biriysen, haydi o zaman çıkar ortaya onu!"
32
Bunun üzerine asasını bıraktı; fakat o da ne, bu besbelli ki kocaman bir yılan!
33
Ve elini çıkardı, fakat o da ne, bu bakanların (gözünü kamaştıran) bir beyazlık!
34
(Firavun) etrafındaki gözde danışmanlara "Anlaşıldı" dedi, "bunun hayli bilgili bir büyücü olduğu kesin.
35
Büyüsüyle sizi kendi ülkenizden çıkarıp atmak istiyor; şu halde sizler ne önerirsiniz?"
36
(Danışmanlar) dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy; bir yandan da bütün kentlere (büyücü) toplamaları için haber sal;
37
ne kadar büyücü-bilgin varsa, hepsini toplayıp sana getirsinler!"
38
Derken büyücüler belirli bir günde, tesbit edilen toplanma yer ve zamanında bir araya geldiler.
39
Ve halka şöyle denildi: "Siz de toplanacaksınız değil mi?
40
Beklentimiz gerçekleşsin diye bizler herhalde sihirbazlardan yana olacağız; yeter ki galip gelen onlar olsunlar!"
41
Ve nihayet büyücüler gelerek Firavun'a dediler ki: "Şayet biz galip gelecek olursak, bunun bize kazandıracağı büyük bir ödül olmalı, değil mi ama?"
42
(Firavun) "Kesinlikle" dedi, "üstelik siz (protokolde) maiyyetimiz arasındaki yerinizi de alacaksınız!"
43
Musa onlara dedi ki: "Elinizden gelen ne varsa onu ortaya koyun!"
44
Ve onlar da halatlarını, sopalarını (platforma) bıraktılar ve dediler ki: "Firavun'un gücü sayesinde galip gelecek olan elbette biziz, biz!.."
45
Derken, Musa asasını bıraktı. Fakat o da ne! O onların gözbağcılıklarını bir bir silip süpürmesin mi!
46
Sonunda büyücüler hep birden yere kapanarak
47
şöyle dediler: "İman ettik alemlerin Rabbine!
48
Rabbine Musa ve Harun'un!"
49
(Firavun) dedi ki: "Demek siz ben izin vermeden ona inandınız, öyle mi? Anlaşıldı ki o size büyüyü öğreten üstadınızdır; fakat pek yakında gününüzü göreceksiniz: dönekliğinizden dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı mutlaka keseceğim ve topunuzu asacağım!"
50
(İman eden sihirbazlar) "Ziyanı yok" dediler, "Nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz.
51
Şu kesin ki biz mü'minlerin öncülerindeniz, bundan dolayı Rabbimizin bizi bağışlamasını umarız."
52
Sonunda Musa'ya "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şunu da iyi bilin ki siz mutlaka takip edileceksiniz" diye vahyettik.
53
Derken, Firavun bütün kentlere (asker) toplayıcı görevliler yolladı.
54
(ve şöyle dedi): "Şu kesin ki onlar (donanımsız) başıbozuk bir azınlık.
55
Buna rağmen onlar bize karşı hınçla dolular.
56
Biz ise gerçekten iyi donanımlı, örgütlü bir toplumuz."
57
İşte bu tür bir (gurura kapıldıkları) için onları has bahçelerinden ve pınar başlarından çekip çıkardık;
58
servetlerinden, eyvan ve çardaklarından...
59
Her şey işte böyle olup bitti. Sonuçta Biz İsrailoğullarını, onlardan geriye kalanlara mirasçı kıldık.
60
Derken gündoğumunda onların ardına düştüler.
61
İki topluluk birbirlerinin görüş alanına girince, Musa'nın ashabı dedi ki: "Tamam, işte enselendik!"
62
(Musa) "Hayır, asla!" dedi, "çünkü Rabbim benimledir, elbet bir çıkış yolu gösterecektir!"
63
Bunun üzerine Musa'ya "Asanla denize vur!" diye vahyettik. Ardından deniz infilak edip ikiye ayrıldı; öyle ki, yolun her (iki) yanından sular ulu dağlar gibi yükselmişti.
64
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
65
Nihayet Musa ve beraberindekilerin tümünü kurtardık
66
ve ötekileri suya gark ettik.
67
Elbet bu (Musa kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
68
Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir!
69
Onlara İbrahim'in haberini de aktar.
70
Hani bir zamanlar o, babasını ve kavmini "Neye kulluk ediyorsunuz? Diye sor(gula)dı.
71
Onlar da "Putlara kulluk ediyoruz; dahası, onlara adanmış kimseler olarak kalacağız!" dediler.
72
(İbrahim) "Yalvarıp yakardığınızda sizi duyuyorlar mı bari?" dedi;
73
"ya da, size bir yararları veya zararları dokunuyor (mu)?"
74
"Hayır ama..." dediler, "Biz, atalarımızı da böyle yapıyor bulduk!"
75
(İbrahim) "Ne yani" dedi, "taptığınız şeylerin ne olduğuna (bir kez olsun) dönüp bakmadınız mı;
76
(yani) hem siz, hem de önden giden atalarınız?"
77
İşte artık (ilan ediyorum) ki, benim için onlar birer düşmandır. Başka değil, sadece alemlerin Rabbi vardır.
78
Ki O'dur beni yaratan, bana doğru yolu gösterecek olan da O'dur.
79
Ki O benim açlık ve susuzluğumu giderendir;
80
ve hasta düştüğümde şifa veren de yine O'dur.
81
Beni öldürecek, sonra tekrar diriltecek olan da O'dur.
82
Hesap Günü'nde beni, hatalarımı bağışlayacağını umduğum (tek) zat da O'dur."
83
"Rabbim! Bana doğru bir muhakeme yeteneği bahşet ve beni iyilerin arasına kat!
84
Ve beni dillerde doğruluk timsali olarak anılan biri yap
85
Ve beni ölümsüz nimetlerle dolu cennetin varislerinden kıl!
86
Babamı da bağışla! Çünkü o oldum olası yolunu şaşıranlardan biri olmuştur.
87
Ve beni herkesin diriltilip kaldırılacağı o gün mahcup eyleme!"
88
O gün ne malın mülkün bir yararı olur ne de evladın;
89
ancak selim bir kalple Allah'ın huzuruna çıkanlar müstesna.
90
Zira (o gün), cennet sorumlu ve bilinçli davrananlara yaklaştırılacaktır.
91
Cehennemse sorumsuz ve bilinçsizce davrananlar için kışkırtılacaktır.
92
Ve onlara sorulacaktır: "Nereye kayboldular tapınıp durduğunuz
93
o Allah'tan gayrı (varlıklar)? Size, hadi onu da geçtik, kendilerine olsun bir yardımları dokunacak mı bari?
94
Neticede hem onlar, hem de sorumsuz ve bilinçsizce onlara (umut bağlayanlar) cehennemde üst üste istif edilecekler;
95
İblis'in bütün askerleri de...
96
Onlar orada birbirleriyle atışırken şöyle derler:
97
"Hayret vallahi! Her ne kadar, apaçık bir sapıklığın ortasına düşen biz isek de,
98
o zaman sizi alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
99
ne ki bizi saptıran, yalnızca günahı hayat tarzı haline getiren şu kimselerdi;
100
gel gör ki, şimdi bize arka çıkan ne bir kimse var
101
ne de yürekten bir dost.
102
Keşke bizim için bir kez daha dönüş olsaydı da, biz de inananlardan biri olsaydık."
103
Elbet bu (kıssada) da alınacak bir ders mutlaka vardır, fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
104
Ne ki senin rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
105
Nuh kavmi (de) peygamberlerini yalanladı.
106
Hani bir zamanlar soydaşları Nuh onlara şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?
107
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim;
108
şu halde, Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
109
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum. Benim ecrimi takdir etmek, sadece alemlerin Rabbine düşer.
110
Haydi artık Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!"
111
Dediler ki: "Ne yani, toplumun en düşüklerinin sana tabi olduğunu bile bile sana inanalım mı?"
112
(Nuh): "Onların öteden beri ne yapıp ettiklerine dair benim bir bilgim yok;
113
Onlar hakkında yargıda bulunmak bana değil, sadece Rabbime düşer: keşke bu kadarını olsun fark etseydiniz!
114
Üstelik ben inananları yanımda kovacak değilim.
115
Çünkü ben, (hakkı) tüm açıklığıyla (ortaya koyan) bir uyarıcıdan başkası değilim."
116
"Ey Nuh!" dediler, "Eğer buna bir son vermezsen, taşlana(rak susturula)caksın.
117
"Rabbim!" dedi, "İşte, sonunda kavmim beni yalanlamış bulunuyor;
118
artık benimle onlar arasında kesin bir hüküm ver ve hem beni, hem de benimle birlikte olan mü'minleri kurtar!"
119
Derken, onu ve beraberindekileri yükünü almış olan o gemiyle kurtardık;
120
ve geride kalanları boğulmaya terk ettik.
121
Elbet bu (Nuh kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
122
Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
123
Ad kavmi (de) elçilerini yalanladı.
124
Hani bir zamanlar onlara da soydaşları Hud şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?"
125
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
126
Şu halde, Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
127
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum, benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."
128
"Siz, abesle iştigal ederek her bir tepede yüksek bir anıt, bir yapı mı inşa ediyorsunuz?
129
Görkemli binalar kondurarak sürekli yaşayacağınızı mı umuyorsunuz?
130
Elinize her (fırsat) geçirdiğinizde, hukuka tecavüz edip zorbalık (mı) yapacaksınız?
131
Haydı, artık Allah'a karşı sorumlu davranın ve bana uyun!
132
Aklınıza gelebilecek her tür (nimeti) size lutfeden Zat'a karşı saygılı olun!
133
Size sürüler ve çocuklar lutfeden;
134
dahası, bağlar-bahçeler ve pınarlar (lutfeden Zat'a)...
135
Bakın, ben korkunç bir günün sizin üzerinize çöreklenecek azabından endişe ediyorum!"
136
Onlar "Sen" dediler, "bize öğüt versen de öğüt vermesen de, bizim için fark eden bir şey olmaz.
137
(Zira) bu, önden giden (atalarımızın) ahlak sisteminden başkası değildir.
138
Dolayısıyla, bu yüzden bizim azaba uğratılmamız da mümkün değildir!"
139
Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine Biz de onları helak ettik. Elbet bu (Hud kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
140
Ne ki senin Rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
141
Semut (da) elçilerini yalanladı.
142
Hani bir zamanlar onlara da soydaşları Salih şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?
143
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim:
144
Şu halde Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
145
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum; benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."
146
"İçinde bulunduğunuz şu konumda böylece bırakılacağınıza dair güvenceniz mi var?
147
Envai çeşit bahçeler içinde ve pınar başlarında...
148
Ekinler ve iç geçirtecek kadar zarif, olgun ve dolgun hurma salkımlarının sarktığı hurmalıklarda...
149
Bir de kalkmış, dağlarda yonttuğumuz görkemli evlerden dolayı şımarıyorsunuz.
150
Ama artık Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
151
Haddi aşanların isteklerine uymayın!
152
Böyleleri düzeni sağlamadıkları gibi, yeryüzünde fesat çıkarmaktan da geri durmazlar."
153
Onlar dediler ki: "Sen, büyülenmiş birinden başkası değilsin.
154
Sen de sadece bizim gibi beşer türüne mensupsun; eğer sözünün arkasında duruyorsan, haydi bir delil getir de (görelim)!"
155
"(İstediğiniz delil), işte şu (sahipsiz) dişi devedir!" dedi, "Su içme hakkı (belli bir gün) ona, belli bir gün de size aittir.
156
Sakın ola ona bir kötülük yapayım demeyin! Bu takdirde sizi korkunç bir günün azabı yakalar."
157
Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;
158
çünkü onları malum azap kıskıvrak yakalamıştı. Elbet bu (Salih kıssası)nda da, alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanları çoğu yine de inanmayacaklardır.
159
Ne ki senin Rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
160
Lut kavmi (de) elçilerini yalanlamışlardı.
161
Hani bir zamanlar, onlara kardeşleri Lut şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?
162
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim:
163
Şu halde Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
164
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum; benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."
165
"İnsanların içerisinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
166
Bu şekilde, Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bir yana bırakıyorsunuz? Yoo, siz basbayağı sınırları çiğneyen bir toplumsunuz!"
167
"Eğer buna bir son vermezsen Ey Lut" dediler, "kesinlikle sürgün edilmiş biri olup çıkacaksın!
168
(Lut): "Bilin ki ben, bu yaptığınızdan dolayı sizi nefretle kınıyorum!" dedi.
169
(Allah'a yönelerek): "Rabbim!" (dedi), "Beni ve ailemi bunların yaptıkların(ın belasın)dan kurtar!"
170
Sonuçta, Biz de onu ve ailesini tamamını kurtardık;
171
ancak bir kocakarı dökülenler arasında yer aldı.
172
Ardından ötekileri yerle bir ettik;
173
sonunda (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: gör ki, uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanak ne berbattır.
174
Elbet bu (Lut kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
175
Ne ki senin rabbin, sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
176
Ormanlık vadinin halkı (da) elçilerini yalanladı.
177
Hani bir zamanlar, Şuayp şöyle demişti: "Hala sorumlu davranmayacak mısınız?"
178
Hem bakın, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
179
Şu halde Allah'a karşı sorumlu davranın ve beni izleyin!
180
Ben bu (davet) karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmiyorum; benim ecrimi takdir etmek sadece alemlerin Rabbine düşer."
181
(Ölçüp biçerken) ölçüyü tam tutun, hak yiyenlerden olmayın!
182
Ve doğruluktan şaşmayan bir teraziyle tartın!
183
İnsanları hakları olan şeylerden mahrum bırakmayın ve kötülüğü yaygınlaştırarak yeryüzünde ahlaki çürümeye meydan vermeyin!
184
Sizi de önceki kuşakları da yaratan o Yaratıcıya karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!"
185
Onlar dediler ki: "Sen büyülenmiş birinden başkası değilsin!
186
Sen de sadece bizim gibi beşer türüne mensup birisin; doğrusu bize göre sen kesinlikle yalancının tekisin.
187
Fakat sen, eğer sözünün arkasındaysan haydi göğü paramparça başımıza indir!"
188
(Şuayb) dedi ki: "Rabbim yapıp ettiğiniz her şeyi çok iyi biliyor."
189
Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine onları Gölge Günü'nün azabı yakalayıverdi; gerçekten de o pek korkunç bir günün azabıydı.
190
Elbet bu (Şuayb kıssası)nda da alınacak bir ders mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.
191
Ne ki senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi olan O yüceler yücesidir.
192
Şüphe yok ki bu (mesaj) elbet alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir:
193
o Güvenilir Ruh ile birlikte geldi
194
senin kalbine; ki (onunla) uyaran kimselerden biri olasın diye;
195
açık bir Arapça ile...
196
Yine kuşku yok ki bu (mesaj), öncekilerin hikmet yüklü sayfalarında da yer almakta.
197
İsrailoğullarına mensup alimlerin bunu bilmeleri onlar için delil olarak yeterli değil miydi?
198
Ve eğer Biz onu yabancı birine indirseydik;
199
o da o (mesajı) kendilerine okusaydı, yine de ona inanmazlardı.
200
İşte Biz vahyin, günaha batmışların kalplerinde (etki etmeden) geçip gitmesini böyle sağlamışızdır.
201
Can yakıcı bir azabı görünceye kadar bu (vahye) iman etmeyecekler;
202
nihayet bu azap kendileri farkında değilken ansızın onları bulacaktır.
203
Bunun üzerine onlar "Bize (ilave) bir süre daha tanınamaz mı?" diyecekler.
204
Ne! Şimdi onlar azabımızın hemen gelmesini mi istiyorlar?
205
Düşünsene bir: onlara yıllarca safa sürmeleri için fırsat versek;
206
sonra vaad edilen azap başlarına gelse;
207
safa sürerek kaçırdıkları bu fırsatın kendilerine bir yararı dokunabilir mi?
208
Dahası, Biz bir ülkeyi helak etmeden önce illa ki uyarıp
209
hatırlatmışızdır; zira Biz, asla zulmeden biri değiliz.
210
Hem bu (vahyi) asla şeytanlar indirmiş değildir.
211
Zira bu hem onların ağzının işi değildir, hem de buna güçleri yetmez:
212
çünkü onlar (vahyi) işitmekten bile kesinlikle men edilmişlerdir.
213
Şu halde, Allah'la beraber başka bir ilaha yalvarıp yakarma! Bu takdirde azaba uğrayanlardan olursun.
214
Artık sana en yakın olan aşiretini uyar;
215
ve seni izleyen mü'minlere kol kanat ger.
216
Ne ki eğer (aşiretin) sana isyan ederse, bu takdirde: "Bakın, ben sizin yaptıklarınızdan beriyim!" de
217
ve merhameti bol olan O yüceler yücesine güven!
218
Ki O kıyam ettiğin vakit seni görmektedir;
219
Allah'a teslim olanlar arasındaki tasarruflarını da...
220
Çünkü O, evet yalnız O'dur her şeyi işiten, her şeyi bilen!
221
O şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi:
222
Onlar kendini aldatmayı alışkanlık haline getiren her günahkara inerler;
223
(yalana) kulak kabartırlar ve onların çoğu (başkalarına da) yalan söylerler.
224
Ve (Şamanlığa soyunan) şairler... Onları, batıl inanç peşindeki cahil ve bilinçsizler izlerler.
225
Görmez misin ki onlar, (hayat ve his alemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler;
226
ve onlar yapmadıklarını söylerler.
227
Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah'ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dahil değildirler. Nihayet zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler.