22
SURE

Hac Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey insanlar! Rabbinizden (yaptıklarınızın sonucu olarak yaşatacaklarından) korunun! Muhakkak ki o Saat'in depremi çok büyük bir şeydir.
2
Onu göreceğiniz süreçte, her emziren (besleyici) emzirdiklerini unutur, her hamile yükünü taşıdığını düşürür! İnsanları sarhoşlar olarak görürsün! (Oysa) onlar sarhoş değildirler. Fakat Allah azabı şiddetlidir.
3
İnsanlardan kimi de Allah (adıyla işaret edilen) hakkında ilim sahibi olmadan tartışır; her azgın şeytana (saptırıcı fikir sahibine) tabi olur.
4
Onun (şeytan - kendini yalnızca beden sanma vehmi) hakkında: "Kim onun peşine takılırsa; muhakkak ki o, kişiyi saptırır ve onu alevli ateşin azabına yönlendirir" diye yazılmıştır.
5
Ey insanlar. . . Eğer ba'stan (yeni bir yapıyla yaşama devamdan) şüphe içinde iseniz; (düşünün ki önceden) sizi bir topraktan, sonra spermden, sonra bir genetik yapı, embriyodan, sonra yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık; açık seçik bildirelim! Dilediğimizi muayyen bir süre rahimlerde tutarız, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız, sonra kemale erme çağınıza ulaşmanız için (gerekeni sağlarız). . . Sizden kiminiz (erken yaşta) vefat ettirilir, kiminiz de bildiklerini unutmuş halde ömrün rezil çağına bırakılır. . . Arzı ölü olarak görürsün; ama biz onun üzerine o suyu inzal ettiğimizde, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten nebat bitirir (ölü arza hayat veren, sana da verir ölümün sonrasında)!
6
Bu böyledir; çünkü Allah, O Hak'tır (apaçık ortada olandır)! Muhakkak ki O, ölüleri de (hakikat ilmi ile) diriltir. . . Çünkü O, her şeye Kaadir'dir.
7
O Saat (vefat) muhakkak gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Kesinlikle Allah, kabirlerde (bedenleri içinde) olan nefsleri (bilinçleri) ba's edecektir (yeni bir beden oluşturarak yaşamlarına devam ettirecektir)!
8
İnsanlardan kimi de Allah (adıyla işaret edilen) hakkında ilim sahibi olmadan, gerçeğe kılavuzlayanı olmaksızın ve vahyi bilgiye (Esma hakikatinden şuura yansıyan bilgiye) dayanmaksızın mücadele eder.
9
Allah yolundan saptırmak için, hakikate sırtını döner! Dünyada onun için rezillik vardır! Kıyamet sürecinde de ona korkunç yanmanın azabını tattırırız!
10
"Bu, senin ellerinle takdim ettiğinin sonucudur! Muhakkak ki Allah kullara zulmedici değildir. "
11
İnsanlardan kimi de vardır ki, Allah'a tek taraflı (işine gelen şeyler yönünden) kulluğu kabul eder. Eğer ona bir hayır isabet eder ise, onunla keyiflenir. . . Şayet ona bir bela isabet eder ise, yüzüstü döner (kulluğunu inkar eder). . . (Böylesinin) dünyası da gelecek yaşamı da yitirilmiştir. İşte bu apaçık hüsranın ta kendisidir!
12
Allah dunundaki ne yararı ne de zararı olmayan şeylere yönelir. . . İşte bu tam bir (hakikatten) sapmadır!
13
(O), zararı yararından fazla olana yönelir. . . O (taptığı) ne kötü bir mevla ve ne kötü arkadaştır!
14
Şüphesiz ki Allah, iman edip imanın gereğini uygulayanları, altlarından nehirler akan cennetlere dahil eder. . . Kesinlikle Allah irade ettiğini yapar (ilminden açığa çıkmasını irade ettiğini kudretiyle oluşturur; İlim - İrade - Kudret).
15
Kim Allah'ın (hakikatindeki Esma kuvvelerinin) kendisine dünyada ve gelecek yaşamında yardımcı olmayacağını zannediyorsa, bir sebep ile (tefekkürle) semaya (bilincine) yönelsin, sonra (bedensiz sırf bilinç olarak beden bağını) kessin de bir baksın; (kendini yalnızca beden zannetmesiyle düştüğü) tuzağı, öfkelendiği şeyi (Rabbinin kulu olması gerçeğini) ortadan kaldırıyor mu?
16
İşte böylece O'nu apaçık delillerle inzal ettik. . . Muhakkak ki Allah kimi dilerse onu hakikate yönlendirir, hidayet eder.
17
Muhakkak ki iman edenler, Yahudiler, Sabiiler (Allah'a inanmayıp yıldızları tanrı kabul edip onlara tapınanlar), Hristiyanlar, Mecusiler (ateşe tapanlar) ve şirk koşanlara gelince; muhakkak ki Allah, kıyamet sürecinde onların arasını (hak ettiklerine göre) ayıracaktır. . . Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.
18
Görmedin mi ki Allah (O'dur ki), semalarda kim varsa ve arzda kim varsa; Güneş, Ay, Yıldızlar, Dağlar, Ağaçlar, Dabbeler (yürür canlılar) ve insanlardan birçoğu O'na secde etmede! Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. . . Allah kimi hor-hakir kılarsa, artık onu yüceltecek yoktur. . . Muhakkak ki Allah dilediğini yapar. (18. ayet secde ayetidir. )
19
Şu iki hasım, Rableri hakkında davalaştılar. . . Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, onlar için ateşten elbiseler kesilip biçilmiştir. . . Kafalarına kaynar su dökülür.
20
O kaynar suyla, içlerindekiler ve dışları eritilir.
21
Onlar için demirden kamçılar vardır.
22
(Hakikati fark etmeleri sonucu içinde bulundukları telafisi olmayan şartlardan) her çıkmak dilediklerinde, oraya iade olunurlar. . . "Yanmanın azabını tadın!" (denilir).
23
Muhakkak ki Allah iman edip imanın gereğini uygulayanları, altlarından nehirler akan cennetlere dahil eder. . . Orada, altından bilezikler ve inci ile süslenirler. . . Orada onların elbiseleri, ipektir.
24
Ve onlar hem düşüncenin sağlıklı olanına yönlendirilmişlerdir; hem de Hamiyd'in (verilenleri değerlendirmenin) yoluna hidayet olunmuşlardır.
25
Muhakkak ki hakikat bilgisini inkar edenler; hem yerleşik olan hem de dışarıdan gelen insanlar için eşit kılınan Mescid-i Haram'dan ve Allah yolundan alıkoyanlardır. . . Kim orada hakikatin gereğine ters düşerek ve zulmederek yanlış yaparsa, ona elim azaptan tattırırız.
26
Hani biz İbrahim'e Beyt'in mekanını hazırlamıştık da: "Bana bir şeyi ortak koşma! Beytimi, tavaf edenler, (benlikleriyle) ayakta yönelenler ve secde (benliksiz) ile rüku edenler (boyun eğenler) için arındır!"
27
"İnsanlara haccı yaşamalarını ilan et (Beytullah'a davet et) ki yakın veya derin - uzak yollardan gelen her tür binek aracıyla sana gelsinler. "
28
"Ta ki kendileri yararına şahit olsunlar. . . Kendilerini rızıklandırdığımız kurbanlıkları kurban ederek, bilinen günlerde Allah'ın ismini zikretsinler. . . Artık onlardan yeyin ve fakir, muhtaç olanlara da yedirin. "
29
"Sonra (nefslerinin) kirlerine son versinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'lerini (şerefli - özgür ev'i) çok tavaf etsinler. "
30
İşte böyle. . . Kim Allah'ın saygı gösterilmesi gerekenlerine saygı duyup gereğini uygularsa, bu yaptığı, onun için Rabbinin indinde daha hayırlıdır. . . Size bildirilenler hariç, en'am (deve, sığır, koyun cinsi) helal kılındı. . . O halde putların pisliğinden ve uydurma fikirlerden kaçının.
31
Gayrını ona şirk koşmaksızın, Allah için hanifler (dununda bir tanrı düşünmeyenler) olun! Kim Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ortak koşarsa, o sanki semadan düşmüş de kendisini kuş kapıyor yahut rüzgar onu uzak bir mekana atıp sürüklüyor gibidir.
32
İşte böyle. . . Kim Allah'ın kurallarına saygı duyup uyarsa, muhakkak ki o, şuurun korunmak istemesi sonucudur.
33
Onlarda sizin için belli bir ömür süresince faydalar vardır. . . Sonra onların varacakları yer Beyt-i Atik'tir (en eski şerefli hür ev - Beytullah - kalp).
34
Allah ismini anmaları için, kurbanlıklarla rızıklandırdığımız her ümmete bir mensek (ibadet yeri - Rahmani hakikatin gereği) kıldık. . . Sizin ilah olarak düşündüğünüz, Uluhiyet sahibi TEK'tir! Bu durumda O'na teslimiyetinizin farkında olun! Teslimiyet ve itaati fark etmeye müsait olanları müjdele!
35
Onlar ki, "Allah" anıldığında o anlam şuurlarında haşyet oluşturur. . . Kendilerine isabet edenlere sabredenler ve salatı ikame edenlerdir. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, başkalarına da bağışlarlar.
36
Develeri de sizin için Allah'ın kurallarından kıldık; sizin için onlarda hayır vardır. . . Ön ayaklarından biri bağlı olarak ayakta iken, Allah'ın ismini zikredin (hatırlayın). . . Yere yıkıldıklarında da, onlardan yeyin ve orada bulunanlara da, isteyen kimseye de yedirin. . . İşte böylece onları size boyun eğdirdik ki şükredesiniz.
37
Onların etleri de kanları da Allah'a asla erişmez; fakat sizden O'na takva (itaatle elde edilecek yararlar) ulaşır. . . İşte böylece (Allah) onları size boyun eğdirdi ki; size hakikati fark ettirdiği kadarıyla Allah'ı tekbir edesiniz. . . Muhsinleri müjdele!
38
Muhakkak ki Allah iman edenlere sahip çıkar! Muhakkak ki Allah hiçbir hain (emanete ihanet eden) ve nankörü (verileni değerlendirmeyeni) sevmez!
39
Kendileri ile savaşılan kimselere, (savaş için) izin verilmiştir. . . Zulme uğradıkları içindir bu! Muhakkak ki Allah onları zafere ulaştırmaya Kaadir'dir.
40
Onlar ki yurtlarından haksız yere sırf: "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için çıkarıldılar. . . Eğer Allah, insanların bir kısmıyla bir diğer kısmını defetmeseydi; manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah isminin çokça zikredildiği mescitler elbette yıkılırdı. . . Allah kendisine (tefekkür, riyazat ve mücahede ile) yardım edene elbette yardım eder (Esma kuvvelerini kullandırtır). . . Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir.
41
Onlar, eğer kendilerine arzda yer verirsek; salatı ikame ederler, zekatı verirler, doğrulukla hükmedip, çirkin davranışlardan engellerler. . . İşlerin sonu Allah'a aittir.
42
Eğer seni yalanlıyorlar ise; (bil ki) onlardan önce Nuh'un halkı, Ad ve Semud da yalanlamıştı.
43
İbrahim'in halkı ve Lut'un halkı da (yalanlamıştı).
44
Ashab-ı Medyen de (yalanlamıştı). . . Musa da yalanlandı. . . Ben de o hakikat bilgisini inkar edenlere mühlet verdim, sonra onları yakaladım. . . Beni inkar etmenin sonucunu yaşatmam nasıl oldu!
45
Nice zalim şehir vardı ki, haksızlıkta aşırı gitmeleri sonucu onları helak ettik. . . Artık çatıları, duvarları üstüne çökmüş. . . Geride kullanılmaz kuyular ve yıkılmış saraylar kalmış.
46
Değerlendirecek şuurları yahut algılayacak kulakları yok muydu ki, arzda gezip ibret almadılar! Gerçek ki gözler kör olmaz, içlerindeki (beyinlerindeki) kalp gözleri körleşir!
47
Senden azabını acele istiyorlar. . . Allah vaadinden asla caymaz! Muhakkak ki Rabbinin indinde bir gün, size göre bin yıl gibidir! (Buradaki işaret insanın geçeceği vefat sonrasındaki yaşam boyutu algılamasınadır Allahu alem. Çünkü 'Rabbinin' denerek, kişinin Esma bileşimi algılamasının getirisi olan bilinç boyutuna {beyninin içindeki - kozasındaki dünyasının zaman anlayışına} atıf yapılmaktadır. İşaret Rabb-ül alemin'e göre değildir. A. H. )
48
Zalim oldukları için, kendilerine mühlet verdiğim nice şehir vardı. . . Hepsini yakaladım. . . Dönüş sadece banadır!
49
De ki: "Ey insanlar. . . Kesinlikle Ben, sizin için net açıklama yapan bir uyarıcıyım. "
50
İman edip imanın gereği yararlı çalışmalar yapmış kimseler için, bağışlanma ve cömert bir yaşam gıdası vardır.
51
Etkisiz kılmak amacıyla işaretlerimizi iptal için koşuşanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdır!
52
Senden önce hiçbir Rasul (hakikat ve marifetlerden haberdar eden) ve hiçbir Nebi (ilahi hükümleri ulaştıran) irsal etmedik ki, o (şuurundaki idrakı gereği) temenni ettiğinde, onun idealine, şeytanı (beşeri yanını oluşturan oluşmuş benliği - bilinci) bir fikir ilka etmiş olmasın! Allah (Esma hakikati şuuruna yansıyarak), şeytanın ilkasını geçersiz kılar; sonra da kendi işaretlerini en sağlıklı kesin şekilde yerleştirir! Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
53
Şeytanın ilkası olan (amigdala etkisindeki oluşmuş benlik - bilinç veri tabanından gelen) fikir, sağlıklı düşünemeyen ve şuurları örtülmüş (meleki kuvveleri - kudsi hakikati örtülmüş; bedeni zevkler, nefsani şehvetlere düşkün) olan kimseler için, sınav objesi oluşturması içindir. . . Muhakkak ki zalimler dönüşü olmayan yoldadırlar!
54
Ayrıca da kendilerine ilim verilenler, onun (şuurlarına yansıyanın) Rabbinden hak olduğunu bilsinler de Ona iman etsinler ve Ona şuurları huşu duysunlar. . . Muhakkak ki Allah iman etmiş kimseleri hakikate yönlendirendir.
55
Hakikat bilgisini inkar edenler ise, kendilerine ansızın ölüm gelinceye kadar yahut umutların boşa çıkacağı sürecin azabı gelinceye kadar, O'ndan (Teklik'ten) şüphe içinde kalmaya devam edecek. . .
56
O süreçte mülk (tüm var olanlar) Allah içindir; aralarında hüküm verir! İman edip gereğince çalışmalar yapanlar, nimet cennetlerindedirler.
57
Hakikat bilgisini inkar edenler ve delillerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar için aşağılayıp, zilleti yaşatan azap vardır.
58
Allah yolunda hicret edip, sonra da öldürülmüş yahut ölmüş olanlara gelince; Allah onları güzel yaşam gıdalarıyla besler! Evet, Allah elbette "HU"dur! En hayırlı yaşam gıdasıyla besleyendir!
59
Onları razı olacakları yaşama dahil eder. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Haliym'dir.
60
İşte böyle. . . Kim kendisine yapılan eziyete benzeriyle cevap verdikten sonra yeniden aynı eziyete uğrarsa, Allah ona mutlaka yardım eder. . . Muhakkak ki Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.
61
İşte böyle. . . Zira Allah, geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye (olaylar birbirinin zıddına dönerek devran döner)! Muhakkak ki Allah Semi'dir, Basıyr'dir.
62
İşte böyle. . . Zira Allah; "HU"dur! Hak'tır (hakiki varlık)! O'nun dununda olan yöneldikleri ise, aslı olmayan (bilinçteki yanlış verinin var sandırdığı) şeylerdir! Muhakkak ki Allah, Aliy'dir, Kebiyr'dir.
63
Görmedin mi ki; Allah semadan bir su inzal etti de arz yemyeşil oluyor. . . Muhakkak ki Allah Latiyf'tir, Habiyr'dir.
64
Semalarda ve arzda olan ne varsa O'nun (Esma özelliklerinin seyredilmesi) içindir!. . Muhakkak ki Allah, elbette O, Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
65
Görmedin mi Allah, arzdakileri de denizde akıp giden gemileri de sizin hizmetinize vermiştir. . . Semayı (gökten gelecek meteorları) arza çarpmaktan O koruyor. . . Oluşmasına elverdiği şartları dışında. . . Muhakkak ki Allah insanlarda Rauf'tur, Rahıym'dir.
66
"HU"dur ki sizi (şuurla) diriltti. . . Sonra sizi ("ben"liğinizden) öldürür, sonra sizi (hakiki ölümsüz hayat ile) diriltir. . . Muhakkak ki insan sınırlı değerlendirme özelliğine sahiptir.
67
Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek (ibadet anlayışı ve şekli) oluşturduk. . . O halde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; (tartışma) sadece Rabbine davet et. . . Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın!
68
Şayet seninle mücadele ederler ise de ki: "Allah, yapmakta olduğunuzu (yaratanı olarak) daha iyi bilir. "
69
Allah, tartıştığınız konuda, kıyamet sürecinde aranızda hükmeder.
70
Kavradın mı ki; Allah, semada ve arzda ne varsa (Esma özellikleriyle hepsinin hakikati olarak) hepsini bilir. . . Muhakkak ki onlar bilgi kapsamındadır. . . Muhakkak ki o, Allah'a çok kolaydır.
71
Allah dununda, kendisinde hiçbir güç olmayan ve dahi kendilerinin de hakkında hiçbir ilimleri bulunmayan şeye tanrı niyetine tapınıyorlar! Zalimler için bir yardımcı yoktur.
72
Onlara ayetlerimiz apaçık kanıtlar halinde tilavet edildiğinde, hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzlerinde inkarı, reddi görürsün! Neredeyse, delillerimizi kendilerine bildirenlere saldırıp çullanacaklar. . . De ki: "Size ondan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş (sizi yakacak olan)! Allah, onu hakikat bilgisini inkar edenlere vadetmiştir. . . O ne kötü dönüş yeridir!"
73
Ey insanlar! Bir ibretlik misal verildi; onu dinleyin. . . Allah dununda yöneldikleriniz, bir araya toplansalar bile, bir sinek dahi yaratamazlar! Sinek bile onlardan bir şey kapsa, onu sinekten kurtaramazlar. . . İsteyen de istenilen de acizdir!
74
ALLAH'ı (adıyla işaret edileni) hakkıyla değerlendiremediler! Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Aziyz'dir (güçlü ve gücünü karşı konulmaz şekilde kullanandır).
75
Allah, meleklerden Rasuller seçer ve insanlardan da. . . Muhakkak ki Allah Semi'dir, Basıyr'dir.
76
Bilir onların geleceklerini de, geçmişlerini de. . . İşler Allah'a rücu ettirilir.
77
Ey iman edenler! Rüku edin (her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilin); secde edin (indinde "ben"liğinizin "yok"luğunu hissedin), Rabbinize kullukta olduğunuzu kavrayın; hayır (Hakkani fiil) işleyin ki kurtulasınız!
78
Allah için, O'nun Hak cihadı olarak, mücahede edin! O, sizi seçti ve Dinde size bir zorluk yüklemedi. . . Babanız İbrahim'in milletinin (din anlayışıdır bu). . . Daha önce de şimdi de O, sizi "Müslimler = teslim olmuşlar" diye isimlendirdi ki, O (Sistemi "OKU"yan, vahdeti açıklayan) Rasul (Hz. Muhammed s. a. v. ) sizin üzerinize bir şahit olsun, siz de insanlar üzerine şahitler olasınız! Artık salatı ikame edin ve zekatınızı verin; Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a tamamıyla bağlanın! O, Mevla'nızdır (sahibiniz, her fiilinizin oluşturanı). . . Ne güzel Mevla'dır ve ne güzel Nasir'dir (O).